YILBAŞI


indirYılbaşını kutlayamayanlar, yalnız kutlayanlar, kalabalık içinde yalnızlık hissederek geçirecek olanlar. Bilerek hissederek, eğlenceyi coşkuyla yaşayarak sevdikleriyle yeni yıla girecek olanlar. Ne kadar farklı dünyaların insanları onlar.

Belki birbirini düşünerek, ama biraraya gelemeden içindeki mahzunluğu gizleyip, yüzünde sahte bir gülümsemeyle yeni yıla girecek olan o kadar çok insan var ki. İsmini yazıp silip aklından çıkaramadığı sevdikleriyle, söyleyemedikleri tutkularıyla yeni yıla girecek olanlar.

Ve diğer tarafta neşeyle, yarın ne olacak düşüncesi olmadan coşkuyla karşılayacak olanlar 1 ocak sabahını. Gece 00.00 da sevdiklerine atılan yeni yıl mesajları. Aslında ne çok şey gizler içinde geçen kelimelerden farklı olarak. “Keşke yanımda olsaydın”, “sana hiç söyleyemediğim o kadar çok şey var ki” vs.

Umutlar, yeni yılda yeni insanlar, istediklerini elde edebilmek, hoş sürprizler, beklentiler… Kafalarında binbir türlü şeyle girer insanlar yeni yıla. Bir de yeni yılın girişini bile beklemeden çocuğuna sarılarak 9,5 ta uyuyanlar, yalnızlıklarını örtenler. Umutsuzluklar..

Çalışarak girenler, başkalarının eğlencelerine burun kıvırarak ya da iç geçirerek bakanlar. Farklı eğlenceler, farklı insanlar arayarak kutlayanlar. Ve tabii ki özgürlükleri alınmış insanlar, açlıklarını unutmaya çalışanlar, ve yeni yılla hiç ilgisi olmayan, tarihi, saati bile umursamayanlar.

Unutulanlar, unutulduğunu zannnedenler, unutanlar, unutmaya çalışanlar…

Hepinizin yeni yılı kutlu olsun.

BİR YIL DAHA


Şunun şurasında 2 gün kaldı yeni bir yıla girmeye, eskiyen bir yılı da geçmişin kalıntıları arasına yollamaya. Geride kalan 364 günde neler oldu, neler yaşandı diye insan düşünmeden edemiyor son gün yaklaştıkça. Tabi bu yılın artık yıl olup 366 çektiğini unutmadınız umarım.
Kaç insan uzaklaştı hayatımdan şu geçen bir yılda, kaç yeni insan yer tutmaya başladı… Kimi eskiden beri var olup bu yıl hayatıma giren, kimi ilk defa. Tekrar misafir olanlar hayatıma; unutuldu, unutuldum zannediyorken kendini hatırlatanlar. Bu yıl içinde girip yine uzaklaşanlar, kalıcı zannedilip nasıl olduysa bir anda yok oluverenler, unutulmam- unutulmaz zannedilip kalıcı olarak yokluğa karışanlar. Ölenler, doğanlar…
Umutlarım, beklentilerim… Yapmak istediklerimden gerçekleşenler, ne zamandır isteyip de bu yılda da yine yapamadıklarım. Olanlar, olmayanlar; hiç beklemeyip umut etmediğim halde gerçekleşiverenler. İyisiyle kötüsüyle. Ha son bir tane umut hala sürüyor, yılbaşı çekilişi, ya çıkarsa deyip. Ve hayallerim. Uykusuz gecelerim, hiç bitmeyecek sandığım… Sevinç kaynaklarım, dert ortaklarım- diyeceğim ama pek yoklar ki-, dertlerine- sevinçlerine ortak olduklarım…
Yağmurlu günlerim, yağmura karışan gözyaşlarım. Güneş açan, keyifli, mutluluk dolu tatillerim. Yağmurda yaşadığım sevinçlerim, pırıl pırıl günün karanlığını hissetmelerim. Anılarım, isyanlarım, şükürlerim.
Öylesine hızla geçip giden bir yıl daha… Yaşanılan, yapılan ve yaşanmak isteyip yapılamayan, beklenmedik anda ortaya çıkan güzel ya da kötü şeyler. Hepsi bana önce insan olduğumu ve bunların benim için olduğunu düşündürüyor. Hepsi bana keyif veriyor. Bu yaşam oyununda var olduğumu hatırlatıyor.
Yarın varım ya da yokum, bilemiyorum, kimse bilmiyor kendisinin ya da sevdiklerinin var olup olmayacağını. Ama varsam eğer, yine bunların olacağını biliyorum. Ve ne birşey için çok üzülmem gerektiğini, ne de çok sevinmemin bir anlamı olmadığını öğrenmenin huzurunu yaşamak istiyorum.
Yeni yılda da sevdiklerimle, huzurlu, istediklerimin hayırlıysa benim için gerçekleşeceği günler diliyorum. Umarım herkes için de öyle geçer. Kırdıklarımdan özür dilememin bir faydası yok biliyorum, o anda öyle gerekiyordu ve yine aynı şartlar olsa büyük ihtimalle yine aynı şekilde davranırdım diye düşünüyorum. Bu yüzden beni anlamalarını ve hoş görmelerini bekliyorum sadece. Mutlu ettiklerim ve varlığından, yaptıklarından mutlu olduklarıma teşekkür ediyorum bana o güzellikleri yaşattıkları için. Ama hepsi o andaydı, biliyorum. Ve hepsinden mutluyum, dinlediğim şarkılardan, aldığım hediyelerden, yaşadığım güzelliklerden; benimle bunları paylaşanlardan. Herşey için şükürler olsun…

Bir Yılın Son Günleri / Murathan Mungan


I.
Bir yıl daha bitiyor
İşte bu kadar duru,bu kadar yalın
Bu kadar el değmemiş
Sıradan bir gerçeği daha
kolları bağlı hayatımızın
Bu şiire nasıl dahil edilebilir bir yılın son günleri
Her sonda,her başlangıçta ve her defasında
Alır gibi başkasını karşımıza
Perdeler çekip,ışıklar söndürüp
oturup yatağın içinde bir başımıza
Sorgulamak kendimizi
Öğrenmek ikimizin anadilini,ikinci belleğimizi
Öğrenmek kendimizle hesaplaşmanın buzul ilişkilerini
Bu aynanın dehlizlerinde gezinirken görürüz
Karanlık günlerimizin kenar süslerini

Biterken yılın son günleri
Biliyoruz takvimler belirlemez değişimin mevsimlerini
Gençlik ikindilerini
Kargınmış bir çocuktuk büyüdüğümüzden beri.

II.
Bir yıl daha bitiyor
Düşlerim ,tasalarım,yarım kalmış onca şey
Her yıl biraz daha kısalıyor bir öncekinden
Bana mı öyle geliyor
Yoksa daha mı hızlı ilerliyor zaman
İnsan yaşlanırken?

III.
Kırdım mı incittim mi birilerini?
Kimleri kazandım, yitirdiklerim kimler.
Kendimi yeniledim mi yazdıklarımda?
Yeniden düşünmeliyim
Dostluklarımı, ilişkilerimi
Dağınık yatağım,mutsuz yatağım
Çoğalttım mı eksiklerimi?
Gözlerim çocukluk fotoğraflarında mı kaldı
Yitirdim mi yoksa masumiyetimi?
Borçlarımı ödedim mi?
Doğru seçtim mi soruların fiillerini?
Tırnaklarım kesilmiş, dişlerim fırçalanmış, saçlarım taranmış,
giysilerim ütülü, odam düzenli mi?
Ödünç aldığım kitapları geri verdim mi?
Geri verdim mi aldıklarımı:
Aşkları, dostlukları, sevgileri, güvenleri, bağları
Kitaplara, sayfalara, satırlara borcumu ödedim mi?
Yokladım mı duygularımı
Hala sevebiliyor muyum insanları?
Ovmalı gümüşleri, bakırlarımı; cila geçmeli ahşaplarıma
Ovmalı umutları
Saklı tutmalı gelecek inancını, yarınları eksik etmemeli ağzımızdan
Hançer kıvamındaki o karamizah tadını
Şimdi oturup uzun bir hasretlik mektubu yazmalıyım Yavuz’a
Sonra köşe başından bir demet çiçek alıp öyle başlamalıyım
akşama
Yeni bir yıla
Ama nedense herşeyin tadı dağılıyor ağzımda
Bir sap çiçek mi taşısam yoksa ağzımın kıyısında
Aydınlık rengi vursun diye gözlerimdeki buluta

IV.
Ey uzak akrabalarım, üvey aşklarım
Mevsim sonu dostlarım, işporta malı ayrılıklar
Arkadaş ölümleri, dost hançerleri, talan ettiğimiz zulalar
Gece telefonları, ıssız konuşmalar
Mağrur incelikler, vurgun yemiş ilişkiler
Bırakılmış mektuplar
Ve yurdumun her karış toprağında tefrika edilen karanlık
Ey hayatıma girenler ve çıkanlar
Uçurum duygusuyla yaşadığımız hayat ey

O kadar çok anlattım ki
Kendime kaldım anlatmaktan…
Bunaldım kendisiyle boğuşmasını
Başkalarında çözmeye çalışan insanlardan
Usandım sözcük oynamalarından, tılsımlı sıfatlardan,
Ofset duyarlılıklardan
Kaç zamandır bir ermiş dinginliği havalandırıyor dizelerime
açılan pencereleri,
Durup bakıyorum akşam sularında zaman kavramlarına,
Zamanı düşünüyorum;koyuluyorum
Anlamını yitiriyor “şimdiki zaman”ın boşyüceliği,tarihin unutkan
sayfalarındaki mürekkep lekeleri
İşimin başına dönüyorum içimde ıssız bir gönül erinci

Kaç zamandır duru, yalın, çalışkan, iyi insanlar özlüyorum
“içtenliğin” yada “dünya görüşünün” kirletmediği
Kendime bir yeni yıl kartı yazarak bunları diliyorum.

V.
Sabahları açık penceremin soluduğu kent
Nabzında yüzyılın dağınık sancısı
Dumanı üzerinde tüten yıkıntılar
Hangi anlamı kuşanabilir şimdi yeni bir yıl
Umutsuzluk sözlüğünden karşılıklar aranırken hayata
Hangi söküğünü dikebilir bu yaralı kuşak
Hangi yüreğe öğretilebilir unutmak!

Aranıp duruyorum adresini yitirdiğim insanları
Vitrin camlarına yansıyan yüzlerde
Bilmiyorum kalmış mıdır adresini yüzlerinde taşıyan insanlar
Hala bir umut var mıdır
Çıkmaz bir sokağa benzeyen bu avare avunması vitrinlerde

Yeni Yıl


 “Bir yıl daha bitiyor
Düşlerim, tasarılarım, yarım kalmış onca şey
Her yıl biraz daha kısalıyor bir öncekinden
Bana mı öyle geliyor,
Yoksa daha mı hızlı ilerliyor zaman
İnsan yaşlanırken?

Kırdım mı, incittim mi birilerini?
Kimleri kazandım, yitirdiklerim kimler.
Yeniden düşünmeliyim
Dostluklarımı, ilişkilerimi
Gözlerim çocukluk fotoğraflarında mı kaldı?
Yitirdim mi yoksa masumiyetimi?
Borçlarımı ödedim mi?
Doğru seçtim mi soruların fiillerini?
Tırnaklarım kesilmiş, dişlerim fırçalanmış, saçlarım taranmış,
giysilerim ütülü, odam düzenli mi?
Ödünç aldığım kitapları geri verdim mi?
Geri verdim mi aldıklarımı?

Ovmalı gümüşleri, bakırları; cila geçmeli ahşaplarıma
Ovmalı umutları
Saklı tutmalı gelecek inancını, eksik etmemeli ağzımızdan
Hançer kıvamındaki o karamizah tadını

Zamanı düşünüyorum, koyuluyorum
Anlamını yitiriyor “şimdiki zamanın” boş yüceliği, tarihin unutkan
sayfalarındaki mürekkep lekeleri
İşimin başına dönüyorum
İçimde ıssız bir gönül erinci

Kaç zamandır duru, yalın, çalışkan, iyi insanlar özlüyorum
“İçtenliğin” ya da ” dünya görüşünün” kirletmediği
Kendime bir yeni yıl kartı yazarak bunları diliyorum… . “

Nice mutlu Yıllara….