Mutsuzum


Mutsuzum;

Uzun zamandır küçük zaferler kazanmadığım için mutsuzum…

İnsanlarla birlikte olduğumda yalnız kalamadığım için mutsuzum.

Yapmak istediklerimi yapamadığım, buna mukabil yapmamak istediklerimi yapmak zorunda kaldığım için mutsuzum…

Dünya kupasını yerinde izleyemediğim, daha yüzlerce yere gitmek ve görmek isteyip gidemediğim, işe gitmek istemediğim zamanlarda gitmek zorunda kaldığım için mutsuzum.

Arada mutsuz olmaktan mutluluk duyduğum için bugün mutsuzum.

Ama tüm bana mutluluk veren şeyleri, çevremde beni seven insanları, balkonumda açan çiçeğimi görmezden gelirsem, kendimle başbaşa kaldığım ya da arkadaşlarımla gülüp eğlendiğim zamanları hiçe sayarsam nasıl mutlu olurum ki?

Tadını çıkarmazsam yağan yağmurun, açan güneşin, esen meltemin; içtiğim iki kadeh rakının keyfine varmazsam başka nasıl mutlu olacağım ki?

Mutsuzluk ta benim için, ama mutlu eden şeylerin farkına varmak ve tad almak da benim için.

İnsanım…

OLDUĞU GİBİ


Sarı ışık siyaha yakışır mı? Yoksa ahengi bozan siyah mıdır yine?
Ansızın birilerini mutlu eden tınılar duyulur, yinelenen. Hani söylemek istediğiniz kelimelere çok yakın, şarkı biçiminde. Her kelimesinde bir gün, nakaratında hatırlamalar… ve bunu düşünüyorsanız , siz de benimle yaşıyorsunuz…
Kurulmuş bir koltuğa çalacak kapıyı beklemekmiş yalnızlık, çalanı çokta önemli değil… Çalmayacak olanda önemler… seni sevmeyecek birinin gözlerine yansıyan hevesindir , zor kılan aşkı. Ve kediler sürüler halinde gezmez… asillik…
Asilliğin, zavallı bir bedende mana bulduğu soğuk günler. Sen hep renksizsindir ama etraf her renk… kül rengi, is rengi… ne renksiz. Baharlar yaşanıyor oysa ki , farklı coğrafyalarda. Yine aynı teraneye özlem. Sahi ne kadar kaldı benim baharıma, yoksa öyle bir mevsim icat edilmedi mi bu karanlığa. Aynı şehirde farklı mevsimler yaşadım, aynı bedenle , aynı kostümle, ayrı insanların yüzlerine sahtece sırıtarak…
Yağmur delice, iskele sırılsıklam. Sanki denize adım atıyorsun, üzerindesin, gecenin rengine bürünmüş uçsuz bucaksız mavi… rüzgar ıslak, tokatlar atıyor… melodiler duyuyorsun kendine yabancı sesinde. Tek hayal etmek istediğin, usulca dönüp onu bulmak… orada olmayacağının korkusuyla dualar ediyorsun olsun diye ve bekliyorsun, bu nasıl bitmez zaman? Rüya böyle bitiyor. Ve sen hayırlar yoruyorsun bilinçaltına. Nedir meali?
En güzel rüyalar; yarım kalanlar, acı vermezler ,hep merak uyandırırlar. Ve sen senaryo ustası, o meraklara yine en güzel finaller yazacaksın…
Şu ana, çok sistematik , planlanmış bir suikast gibi oldu bu hayal kurmalar. Yalnızlığıma bir söz eden üç noktalı geçmiş…duyulduğunu bilerek sessiz kalmalar. Hep yarım anlatmak içindeki sembolleri. Yaşamak ayrı ama aynı senaryoyu. Aşk iki ayrı ruhta yaşanan ortak ‘vay canına’ lar şimdilerde… ayrı yastığa baş koymak aynı düşüncelerle, gece lambasını üfleyip söndürdükten sonra her gece…
Sol yanımdan resimler veriyorum eksikliği tamamlansın diye ve yine beklemek rastlamayı, yıllar öncesinden bir geceye… beyaz elbisen, kırmızı rujun.. bir şehre anlam katan adımlarla… ilk kez yaşanılan bahar rüzgarı kokun, gelişin, nefesim…
Çılgınca sevişler besledim nadas mevsimimde. Bir el uzanır yanağını okşar, sen rüyanın en derininde, gerçeğin hiç farkında, ona mutlu gülümsemeler yüzünde, belki de izlemek bu ritüeli ; aşkın tarifi… kuş olsam bir kere de ben getirsem kırıntıları… bulutların üzerine çıkıp kırmızı karlar yağdırıcam birazdan ,mavi düşlerimizin üstüne… şerefe diye haykırıcam ve gözlerinin benim hangi bulutun üzerinde olduğumu, bildiğini bilerek… mutlu yalnızlığım…
Elindeki kan kırmızı kadeh, şaraptan değil, hüsranla dolmuş, bir hancının yarasından…
Yum gözlerini küçük, masal sonlanıyor…

CİHAN UYSAL- Olduğu gibi

ÖZLETİYOR SENİ BU YAĞMURLAR


Burada yağmur yağıyor
Aralıksız yağıyor günlerdir
Ama sen yine de şemsiyeni
Almadan gel ilk otobüsle

Buğulanan camlara usulca
Yüzünü çiziyorum ki yüzün
Bir yağmur damlası olup
Düşüyor yapraklarına gülün

Güller de bozamıyor bu uzun
Karanlık sessizliğini kentin
Anılarını yitiriyor sokaklar
Bezirgânlaşıyor bulvar ışıkları

Tarih de kekemeleşiyor bazan
Ki o zaman aşktır tek bilici
Aşksa yürümek gibi bir şey
Duyabilmek kuşların gelişini

Anısı bizsek eğer bu kentin
Unuttuğu türküler bizsek
Acıyı rehin bırakıp bir güle
Anımsatmalıyız bunları bir bir

Sonra yürümeliyiz seninle
Sokaklara caddelere çıkmalıyız
Belki bir aşktır bu kentin
Belleğini geri getirecek olan

Burada yağmur yağıyor ama sen
Şemsiyeni almadan gel yine de
Özletiyor bu çılgın sağanak seni
Sırılsıklam özletiyor biliyor musun?

Ahmet Telli

AY DERESİNDE SARI KARDELENLER


Biliyorum senin adın kardelendi,
Biraz asi, biraz tutsak,ve hep boynu bükük,
Sevdanın kırağısında görünürdü mavi gökyüzü,
Gözlerinde biraz karanfil kokusu sevdalanırdı
Kan kırmızı gözlerinde ceylanların hüznü,
adın,baygın bakışlarında ovaların
Mor çiçeklerin efkara dalmış kirpikleri gibi
dalgalanırdı.
Hasretin kokusu yayılırdı gölgesiz çalı diplerinden,
Bağrını açmış yamaçlarında dağların
Eğilip öper özgürlüğün ellerinden,
Işıltıları titrer apansız kar beyazında güneşin
Ürkerek uçuşur kuşlar,
dağılır gökyüzüne,kaygıları içlerinde ateşti,
Çiseleyen yağmur misali susardı kuş nağmeleri
Bir sen kalırsın,yalnız sen.
Kabaran dalgalar misali,
Bir çiçek gibi açılır yaprakları sevdaların
Rüzgarlarda kaybolur gider uzaklara
Üzerlerinde çiyden kazınmış ismin
Kelimelere bürünmüş değildi daha.
Ve tam ortasında kalbimin,
Küçücük sarı bir resmin çizilmişti.
Ay ışığında söylenirdi en güzel şarkılar,
Söyleyen sen, dinleyen bir damla sessizlik
birikmiş kelimelerin hamallığında,
Görünen, beyazlar içinde karanlıkta soluk yüzün
Ve gökyüzünde sana doğru kayan yıldızlar,
ışığında tutuşmak gelir içimden,ateşinde yanmak
Tutmak gelirdi içimden, içimi kanatırcasına,
ve karların üstünde sereserpe yanına uzanmak.

Adnan Aktaş

Kardelen, bir başka hikaye
Kardelen ile Hercai’ nin hikayesi

İşte Bundan Korkuyorum


Yağmuru sevdiğini söylüyorsun 
ama yağmur yağınca şemsiyeni açıyorsun

Güneşi sevdiğini söylüyorsun
ama güneş açınca gölgeye kaçıyorsun

Rüzgarı sevdigini söylüyorsun
Rüzgar çıkınca pencereni örtüyorsun

İşte bundan korkuyorum
Çünkü beni de sevdigini söylüyorsun

W.SHAKESPEARE

YAĞMURDA ARABA SÜRMEK- 2


Sıradaki uyarı da çok önemli! Kaç kişi bunu biliyor merak ediyorum.

36 yaşındaki bir kadın sürücü, birkaç hafta önce bir kaza geçirdi ve araç pert oldu.

Kinburn, Ontario’da yaşayan sürücü, Kinburn ile Ottawa arasında seyahat etmekteydi.

Her ne kadar aşırı değilse de, hava yağmurluydu. Araç aniden kızaklama yaptı ve kelimenin tam anlamıyla havada uçtu…

Kadın ciddi bir şekilde yaralanmadı ama aniden meydana gelen bu durum karşısında çok şaşkındı.

Durumu otoyol polisine anlattı ve memur, herkesin bilmesi gereken şeyler söyledi:

YAĞMURLU HAVADA ARACINIZI ASLA CRUISE KONTROL KONUMUNDA SÜRMEYİN. 

Aslında kadın cruise kontrol konumunda sürerek ihtiyatlı davrandığını ve tutarlı bir hızla sürerek emniyetli bir davranış sergilediğini düşünüyordu.
Ama memur ona yağmurlu havada aracının cruise kontol konumunda olmasının, kızaklama yapmasına ve lastiklerin asfaltla temasının kesilmesi ile aracın yüksek oranda hızlanmasına ve tıpkı bir uçak gibi kalkışa geçmesine neden olabileceğini anlattı.

Kadın başına gelenin aynı memurun anlattığı gibi olduğunu söyledi.

Memur tüm araçların güneşliklerinde hava yastığı uyarısı ile birlikte şu uyarının da yazılı olması gerektiğini söyledi:

YOL ZEMİNİ ISLAK YA DA BUZLU İSE KESİNLİKLE CRUISE KONTROL KONUMUNDA SÜRMEYİNİZ. 

Bizler genç çocuklarımıza cruise kontrol konumunda güvenli bir hızda sürmelerini söylüyoruz, ama cruise kontrolünü sadece yol zemini KURU iken kullanın demiyoruz.

YAĞMURDA ARABA SÜRMEK- 1


 
SAĞANAK YAĞIŞTA ETKİN GÖRÜŞ

Yoğun bir sağanak altında otomobil kullanırken nasıl iyi bir görüş elde edilir?

Neden bu kadar etkin olduğundan emin değiliz; bu metodu yoğun yağmur altında sadece bir deneyin.

Bana bu metodu, deneyen ve gerçekten işe yaradığını tespit eden bir polis arkadaşım verdi.

Çok yararlı, hatta gece sürüşünde dahi..

Bu metod yıllarca Kanada Askeri Sürücüleri tarafından kullanılmış.


Bir çok sürücü yoğun sağanak sırasında silecekleri yüksek ya da en hızlı konumda çalıştırır, ve buna rağmen ön camdaki görüntü netliği yeterli olmaz.

Böyle bir durumla karşılaştığınızda hemen güneş gözlüklerinizi takın (modeli farketmez), ve mucize!!! Aniden görüşünüz, yağmur yağmıyormuşcasına mükemmel bir netlik kazanacak.

Aracınızda her zaman bir güneş gözlüğü bulundurduğunuzdan emin olun.

Sadece net bir görüşle emniyetli bir sürüş gerçekleştirmekle kalmayın, bu fikri arkadaşınızla paylaşarak onun da hayatını kurtarın.

Deneyin ve arkadaşlarınızla deneyiminizi paylaşın.

İnanılmaz, cam üzerindeki damlaları hâlâ görüyorsunuz ama yağmur suyunun oluşturduğu tabakayı görmüyorsunuz.

Yağmurun yoldaki sıçramasını görebiliyorsunuz. Aynı zamanda, sollanan ya da takip edilen aracın sıçrattığı sudan kaynaklanan körlüğü de bertaraf edebiliyorsunuz (ya da güneş gözlüğü kullanmayıp şikayet edeceksiniz).

Sürücü eğitimlerinde bu küçük ipucunu mutlaka öğretmeliler. Gerçekten de işe yarıyor. 


Yoğun BEYAZ ışık veren sis farlarının, işe yaramamasının nedeni de benzerdir. SARI ışık veren sis farları ise gece, tipi ve kar yağışlı havalarda çok işe yarar, kar taneleri hemen hemen görünmez olur.

Ama SARI sis farları YAĞMUR ve SİS’te hiç işe yaramaz.