Senden ala şiir var mı?


“..ve bence; ahmaklık olan, sana şiir yazmamaktır.

Sen Aysel’den güzelsin.
Piraye’den, Müjgan’dan..
Daha masumsun Berfin’den ve dağ çiçeklerinden.
Bütün kadınlardan – erkeklerden..
Yeryüzünden, gökyüzünden.
Benim diyen en muhteşem renkten.
Yeşilinden ilkbaharın, sonbaharın sarısından, dibi gözüken denizin berrak mavisinden..
Hatta serçelerden pencereme konan.
Çocukluğumdan.
Sen öyle güzelsin ki,
Bir peygamberi doğurmuş gibi, kutsallaşıyorum sana baktıkça ben.
Sana baktıkça, inanıyorum;
Mucizelere, kahramanlara..
Mümkün oluyor her şey,
Her şey yasallaşıyor.
Dünyanın en çirkin cümlesi bile, içine senin adın dahil edildiğinde beyaz güller gibi asilleşiyor.
Adını yazmak istiyorum Çin Seddi’nin her bir köşesine.
Eyfel’in zirvesinde bağırmak adını.
Adından ala şiir var mı ?!
Bu yüzden ben, oluverdim bu gezegenin en fiyakalı şairi..
Yaşamayı sevdiriyor bana, bir sabah omuz çukurlarından öperek uyanmanın hayali..
Zor, dar, kısa, kirli zamanlarda ellerini düşlüyorum.
Ellerinin ellerime dokunuşu güçlendirecek, arındıracak, kurtaracak beni.
Senden ala şiir mi var ey göğümün içinde gizlenen tanrının en muhteşem eseri ?
Sen öyle büsbütün,
Öyle tamam,
Öyle eksizsin ki;
Seni yazmamak, sana yazmamak ahmaklık değil mi ?”

Nursen Yıldırım

Büyüdüm De Ne Oldu


10154559_756335121052033_1833861410_nBüyüdüm De Ne Oldu
Küçükken top almak için giderdim markete,
Şimdi eve ekmek almak için.
Küçükken bisiklet sürmek için çıkardım mahalleye,
Şimdi nefes almak için.
Küçükken arkadaşlarımı görmek için giderdim okula,
Şimdi YGS sorularını görmek için.
Küçükken boş vakitlerimi misket oynayarak geçirirdim,
Şimdi şiir yazarak.
Küçükken komşunun camını kırardım,
Şimdi insanların kalbini.
Küçükken haksızlık yapanı oyundan atardım,
Şimdi kalbimden.
Küçükken parklarda gezmeyi severdim,
Şimdi karanlık sokaklarda.
Küçüken yalnız kalınca ağlardım,
Şimdi yanımda biri olunca.
Küçükken sloganım şöyleydi:
Ümit üzüm sever,
Zafer bayrak al,
Bağcı üzüm topla.
Şimdi ise:
Ümitlendim,
Zafere ulaştım,
Bağlandım hayata.
Geçmişi ve bugünü karşılaştırınca,
Düşünüyorum da büyüdüm de ne oldu?
ÜMİT ZAFER BAĞCI

sabahın beşi yazısı


BEN08c3CUAA43OZ_largeAklım almıyor, şiir nasıl karın doyurmaz?

Ne kadar az okudunuz, ne kadar az gördünüz, ne kadar az yaşadınız, ne kadar az denediniz, ne kadar az uyudunuz mesela. Ne kadar az seviştiniz, ne kadar az yazdınız, ne kadar çoktunuz ve ne kadar zavallıydınız. Sizin vizyonunuza karşı benim hayallerim ve enfes! ne kadar çabuk yorulmuşum ve siz, ne ara hepiniz bir şeyler oldunuz?

Her sabah o yataklardan nasıl söylenerek çıkıyor ve içten içe insanlara nasıl da tepeden bakıyorsunuz. Biz birkaç küçük insan oturmuş şiirler yazarken kaldırımlara, siz nasıl da ne isterseniz yapabiliyorsunuz. Çünkü para evet, para mühim. Şiir paraya dönüşmüyor ama siz o çarkların arasında, minicik beyinleriniz, ve tik-tak-tik-tak-tik-tak, siz her gece o yumuşacık yastıklara sarılıp uyurken, bazıları üç satırlık şiirlerle yatıyor!

O parmaklar hep havada. o cümleler hep boş ama hep kendinden çok emin. Hayır, elbette istiyorum o güzel giysileri giyin, o güzel yemekleri yiyin, o güzel arabalara binin. Ben olsam ben de en güzelini giyerim ve benim çiçek elbiselerim de zaten güzel, yeşili bahar kokuyor, pembesi çilek. Kızdığım o ki, siz bir basamak yukarıda sanarken kendinizi, en son hangi kitabı okudunuz baylar bayanlar? En son ne zaman bir tiyatro izlediniz ama hayır, pek komik eylemler şunlar dahil değil televizyon ekranınıza yansıyan. En son ne zaman bir kediye yemek verdiniz ve en son ne zaman aşk ile seviştiniz? Peki şimdi söyleyin, burunlarınızı neden havaya dikiyorsunuz o zaman, neye dayanarak, neye güvenerek ve tanrım, hala aklım almıyor, tüm o güzel şairlere rağmen, şiir nasıl karın doyurmuyor?

aman.

Anita Taylor