Sevgili..!


“sevgili,
yetmiyor ‘sevgili’ sözü
tek başına.Karşılamıyor
içimi dolduran duyguyu.
oysa ben ‘sevgili’
derken neler
düşünüyorum bilsen.
sonsuz,bir güneş,
bir yudum rakı,
çiçeğe durmuş ince bir
bahar dalı,
oğlumun sıcak yanağı,
anamın acılı gözleri,
babamın tütün kokan eli,
evimizde ki kuş,
yarının güzel günleri,
anlatılması güç binlerce
duygu ve sen…”

Müstakbel Sevgilime Alternatif Özgeçmiş.


Yüksek sesle konuşma olur mu benimle? Fısılda yeter, duyarım ben, bağırma ne olur. Ve lütfen benim sesimin yüksek perdeden çıkmasına da aldırma. Kalabalık evde büyüdüğüm için birbirimize bağırmadan duyuramazdık sesimizi. O yüzden küçük harflerle konuşmayı bir türlü beceremedim. O zamanlar da farkındaydım aslında, ne kadar çok bağırırsam o kadar az anlaşılıyordum, ama bu bir aile geleneğiydi. En çok babam bağırırdı anneme, ara sıra da annem babama. Öyle anlarda kendimi mutfağa kapatırdım ve seslerini duymamak için bağıra çağıra saçmalardım. (Saçmalamaya meyyalim ta o zamanlardan miras olmalı) Ama ne yaparsam yapayım duyardım. Ya ellerim çok küçüktü ya da kulaklarım çok büyük. Bir türlü tam olarak kapatamazdım. Mutfak kapısının altından sızan ses, kapatamadığım kulağımın içinden beynime girerek beni yiyip bitirirdi. Hiçbir şey anlamazdım. Neden kavga ettikleri hakkında da hiçbir fikrim yoktu. Galiba onlar da bilmiyorlardı nedenini. Onlar amaçsızca birbirlerine bağırırdı, ben de kendime.

Yıllarca sürdü bu drama ve kulaklarımla ruhum arasındaki zar yavaş yavaş yırtıldı. Şimdi sen ne zaman benimle yüksek sesle konuşsan, kulağım değil ruhum titriyor sanki. Yapma olur mu? Bana bağırma, fısılda yeter, duyarım ben.

İnceliklerden pek nasiplendiğim söylenemez. Yıllarca kendimle ve herkesle girdiğim kavga bedenimde kirpi oklarının oluşmasına neden oldu. Şimdi sen elini uzattıkça canını yakacaklardır. Normal.. Eğer istersen ve yeterince sabredebilirsen onları tek tek koparman mümkün. Ama iyi düşünmelisin, eğer yarıda bırakacaksan hiç başlama ne olur. Ya tamamen yol at bütün dikenleri, ya da hiç uğraşma.

Beni anlamadığın zamanlar da olacaktır. Saçmaladığım, ne yaptığımı bilmediğim. Anlamaya çalıştıkça ve anlayamadıkça sinirleneceksin. Ama şunu unutma, öyle anlarda ben de bilmiyorumdur neyi neden anlatamadığımı. Bana yardım et, beraber anlamlandıralım beni. Kırılma, küsme, kaçma. Senin gücün benden sevilebilecek bir adam yaratmaya yeter, unutma.

Bir insan nasıl sevilir hatırlamıyorum. Öğret bana. Tut elimden, gözlerimin içine bak, okula başlamış çocuğa alfabeyi öğretir gibi, kırk yıllık budiste namaz kılmayı öğretir gibi, sabırla öğret bana seni sevmeyi. Merhameti ve şefkati elden bırakma. Öyle bir bak ki bana, hırçınlığım gözlerinin buğusundan utanıp kendi kendini yok etsin.

İçimde herkesten gizlediğim küçücük bir çocuk saklı. İster tut elinden büyüt, istersen de öldürelim beraber. Ama ne olur onu kandırmaya kalkma.

Çok hayal kırıklığı yaşadım. Belki de geçen ömrümün özetidir kocaman bir hayal kırıklığı. Böyle olsun istemezdim tabi. Her yola çıktığımda güzel şeyler hayal ettim aslında. Ama işte iyi niyet iyi bir yaşantı için yeterli olamıyor. Şimdi yine bir kavşaktayım. Ve yine saflık derecesinde iyi niyetliyim. Hayal kurmaktan korkuyorum sadece Bana yardım et, artık kırılmayacak hayalleri beraber kuralım. Doğru düzgün hayaller kurmayı öğret bana.

Ali Lidar

Önce büyük bir sevgili ol.


Sen bir kadın ile karşılaşırsın -ve tuval oradadır. Aniden bir sevgili olur ve onu boyamaya başlarsın. Ve o da seni boyamaya başlar. Şüphesiz, her ikiniz de sonuçta yaptığınızın saçmalığını er ya da geç anlarsınız -boyalı budalalar. Sen hiçbir zaman aşkın bir sanat olduğunu düşünmedin. Sen bu sanat ile birlikte doğmadın, onu doğumunla birlikte getirmedin. Onu öğrenmelisin. Sevgi, en fazla maharet gerektiren, en zor sanattır.

Ortada sadece tuval, fırça ve boyalar var diye birden resim yapmaya başlayamazsın. “Gerekli olan her şey mevcut o halde bir resim yapayım” diyemezsin. Tuvali boyayabilirsin ancak bu yolla bir ressam olamazsın.

Sevgi çok daha zor bir şeydir. O başka biriyle dans etmektir. Diğerinin de dansın ne olduğunu bilmesi gerekir. Başka birisiyle uyuşmak büyük sanattır. İki insan arasında bir armoni yaratabilmek… İki insan iki farklı dünya demektir. Ve bu iki dünya birbirlerine yaklaştıklarında aralarında bir uyum oluşmazsa büyük gürültü kopacaktır. Ve mutluluk, sağlık ve uyum hep bu sevgiden ortaya çıkar. Sevmeyi öğren. Evlenmek için acele etme, önce sevmeyi öğren. Önce büyük bir sevgili ol.

Ey Sevgili -1


Yazık kalbim ben ona, boşa yanmışım
sevmiyorum seni artık…ey sevgili… seni hiç sevmiyorum…
gözlerine dalıp dalıpta, nasıl aldanmışım
sevmiyorum seni artık…ey sevgili.. seni hiç sevmiyorum…

kokladığım saçlarının, kokusu da yalanmış,
o benim gördüğüm bir hayal, uydurduğum bir masalmış,
ne yazık sana kalbim,bu rüyadan sana kalan, kocaman bir hüsranmış..
sevmiyorum seni artık…ey sevgili.. seni hiç sevmiyorum…

kıyamazken nazarım değer diye, gözlerine,
besmeleyle başlardım adını anarken, sözlerime,
boşa yaslamışım meğer ben başımı, dizlerine,
sevmiyorum seni artık…ey sevgili.. seni hiç sevmiyorum…
ben kalbime bile bu yüzden her gece yalan söylüyorum
ey sevgili.. seni hiç sevmiyorum…

Bugün bitti…


Bugün birsürü kadından aynı anda ayrıldım. Biri karımdı. Can yoldaşım, hayatımın tamamını geçirmeye kararlı olduğum kadın gitti. Diğeri sevgilimdi. İşveli, cilveli, çapkın bakışlı, bana hayatın keyfini yaşatan insan. Üçüncüsü can dostum, arkadaşımdı. Sırdaşım, herşeyimi rahatlıkla paylaştığım dert ortağım.İşin kötüsü, üçü de aynı kişiydi…