Reyhanlı için…


923255_10151562348592789_1431448792_nDiyor ki biri: “Patlamanın şiddetiyle koptu benim kollarım.”
Diğeri diyor ki: “Benimse bacaklarım.”
Öteki: “Şu karşıki duvara yapıştı bak
Vücudumdan savrulan parçalarım.”
Her biriniz az çok okudunuz.
Matematikle haşır neşir oldunuz.
Ne oldu da birden bire sayı saymayı unuttunuz?
Haklısınız.
Bulduğunuz kol ve bacaklardan
Duvarlara yapılmış parçalardan
Ve yıkıntılardan çıkardığınız parçalanmış vücutlardan
Bulunamıyor öldüğü kaç insanın.
Siz “biz kaç ölüyüz?” sorusuna cevap ararken
Biz neden öldüğümüzü bile bilmiyoruz, inanın.
Her zaman gezdiğimiz, her zaman geçtiğimiz yerlerden
Her zamanki gibi geçip giderken…
Birden…
Patladı bombalar.
Çığlıklar, ağlamalar, yalvarmalar…
Bir kargaşa, bir karmaşa, ölümüne.
Birbirimize sorduk: “Öldük mü ne?”
“Nerede kolum, bacağım, elim nerede?”
“Niye çökmüş üzerime bu koca duvar?”
“Neden paramparça bedenim?”
“Söylesenize, ben neredeyim?”
Ambulanslar, sirenler, koşuşturmalar.
Ağlamalar, çığlıklar, yalvarmalar.
Kollarını kaldırıp göklere haykıran ana
Toplamış az önce kendi elleriyle Kollar bacaklar.
Sayılamıyoruz…
Bütün matematik kurallarına inat
Sayılamıyoruz…
Kimisinin sayımızı bilmeye ve bildirmeye niyeti yok, belli.
Sanki birileri bizleri saydırmamaya görevli…
Kimisi, insan olarak saydığı için bizi
Ölümüze de insan değeri vermeye niyetli.
Sayımızı bir tek, biz biliyoruz.
Konuşabilsek, sizlere söylerdik inanın.
Ama söyleyemiyoruz…
Biz,
“Sayılamayan Ölüler.”
Toza toprağa karışmış bedenleriyle
“Reyhanlı’nın Sayılamayan Ölüleri”
Diyoruz ki:
Öldüysek boşu boşuna
Ve bizi yaşanan bir sürü şeyin maliyeti olarak görüyorken birileri. Bulunamayacak nasılsa olayın gerçek failleri.
Belli, yok etmek istediklerinden delilleri.
O yüzden, lütfen
Daha cesetlerimiz bile soğumadan
Daha yerdeki kanımız bile kurumadan
Ne olur unutmayın bizleri.
Çünkü unutulmak bizler için
Bizim gibi boşu boşuna ölmüş
“Sayılamayan Ölüler” için
En beteri…