Elinizi açın


tumblr_nt4dcz3y481ssw92bo1_1280Asya’da maymun yakalamak için kullanılan bir çeşit tuzak vardır.
Bir hindistan cevizi oyulur ve iple bir ağaca veya yerdeki
bir kazığa bağlanır.
Hindistan cevizinin altına ince bir yarık açılır ve oradan içine tatlı bir yiyecek konur.
Bu yarık sadece maymunun elini açıkken sokacağı kadar büyüklüktedir, yumruk yaptığında elini dışarı çıkaramaz.
Maymun tatlının kokusunu alır ve yiyeceği kavrar,
ama yiyecek elindeyken elini dışarı çıkartması olanaksızdır.
Sıkıca yumruk yapılmış el, bu yarıktan dışarı çıkamaz.
Avcılar geldiğinde maymun çılgına döner ama kaçamaz.
Aslında maymunu tutsak eden birşey yoktur.
Onu sadece kendi bağımlılığının gücü tutsak etmiştir.
Yapması gereken tek şey elini açıp yiyeceği bırakmaktır.
Ama zihninde açgözlülüğü o kadar güçlüdür ki bu tuzaktan
kurtulan maymun çok nadir görülür.
Bizi tuzağa düşüren ve orada kalmamıza neden olan şey,
arzularımız ve zihnimizde onlara bağımlı oluşumuzdur.
Tüm yapmamız gereken, elimizi açıp benliğimizi ve bağımlı olduğumuz şeyleri
serbest bırakmak ve dolayısıyla özgür olmaktır.
Joseph Golstein

Düzen bu işte


tumblr_inline_n8d80qOEdt1syh1eoBir zamanlar köyün birine bir adam gelmiş ve tanesi 10$ ‘dan maymun alacağını söylemiş. Köyde çok maymun olduğu için köylüler sevinçle ormana koşup maymunları yakalamaya başlamışlar. Adam, binlerce maymunu 10$ dan satın alınca ortalıkta maymunlar azalmış, yakalaması zorlaşmış. köylüler tam maymun yakalamaktan vazgeçecekken adam tanesine 20$ vereceğini söylemiş.

Tekrar heveslenen köylüler tekrar maymunları yakalamaya başlamışlar. Bir süre sonra da fiyatı 25$ a çıkarmış. ancak bırak yakalamayı, maymuna rastlamak bile çok zorlaşmış. bunun üzerine adam fiyatı 50$ a çıkardığını, ancak kendisinin işi olduğu için şehre gitmesi gerektiğini, yardımcısının onun yerine alım yapacağını söylemiş. O yokken yardımcısı köylülere demiş ki; şu büyük kafesteki maymunlar var ya ben onların tamamını size tanesi 35$ dan satayım, siz de adam gelince ona 50$ dan satarsınız.

Köylüler bütün birikimlerini bir araya toplayarak bütün maymunları satın almışlar. Sonra ne adamı nede yardımcısını bir daha gören olmamış.

1 milyar insanın susuz
2 milyar insanın elektriksiz
3 milyar insanın aç yaşadığı kapitalist bir dünyada
bu hastalığa konulmuş basit bir teşhis, basit bir fıkradır…

Kapitalizmin yeni işçileri: Maymunlar ve robotlar


istruct-1“Doğa bilimlerinin sınıfsal nitelikleri yoktur; ama onları inceleyenlerin ve onlardan yararlananların sınıfsal nitelikleri vardır ve belirleyici olan da budur.”
Mao Zedung’un bu sözleri bilime egemen gücün nasıl yön verdiğini açıklar. Gerçekten de böyledir: en ulvi, en masum görünen bilimsel çalışmalar kapitalizmin elinde acımasız bir silaha, bir sömürü aracına dönüşebilir. Bunun en bilinen örneği dinamitin öyküsüdür.

Kapitalizm sadece tamamlanan bir çalışmayı kendi çıkarı için nasıl kullanabileceğini düşünmez, aynı zamanda çalışmaları kendi çıkarları ve amaçları için yönlendirir de. Bunu yaparken de amacını genellikle gizler. Ama kimi zaman iştahı öylesine kabarır ki, amacını gizleyemez bile.

Yıllar önce Washington Post gazetesinde bir haber çıkmıştı. Haberde Mississipi’de bir çiftlikte pamukları maymunların topladığı, boğaz tokluğuna çalışan maymunların insan işçilere göre ucuza geldiği ve çok daha uzun süreler çalışabildiği belirtilip, üretim maliyetinin çok düşük olduğu anlatılıyordu. Bu haberin uydurma olduğu ortaya çıkmış olsa da, “birilerinin” aklından geçenler ortaya çıkmış oluyordu. Bu proje hiçbir zaman başarıya ulaşamadı ama yapılan maymun çalışmalarının bir bölümünün maymun işçi hedefine yönelik olduğu da bir gerçek.

Çalışmalar başarısız olsa da, yine de maymun işçi yaratma isteği sönmedi, sadece şekil değiştirerek devam etti. Bu sefer orangutan insan melezlemesi çalışmaları hızlandı. Amaç orangutan kadar güçlü işçiler yaratmaktı. Neyse ki bu çalışmalar da sonuca ulaşamadı da, kapitalizmin daha ucuz işçi umudu biraz daha ertelendi.

Bunlardan bahsederken aklıma Afrika söylencelerinde maymunların aslında konuşma yeteneklerinin olduğu ancak bunu insanlardan gizledikleri, çünkü eğer insanlar bunu öğrenirlerse kendilerini işe koşacakları korkusunun anlatıldığı geldi. Hatta bu söylenceler öyle bir boyuta ulaşmış ki, Fransa’da bir kardinalin kafes içerisinde tutulan bir orangutana “konuş, ben de seni kutsayayım, özgürlüğüne kavuş” dediği söylenir (neyse ki orangutan bu tuzağa düşmemiş). Sanırım maymun araştırmalarında bu söylencenin etkileri önemli yer tutmuştur.

Maymunların pabucunu dama attıran ise robotlar olmuştur. Mekanik insan anlamına gelen robot sözcüğünü ilk kez Çek oyun yazarı Karel Capek, 1921 yılında yazdığı bir oyunda kullanmıştı. Çek dilinde “robota” sözcüğü iş veya emek anlamına gelmektedir. Bundan sonra işçi robot düşüncesi hızla yayıldı; evde, fabrikada, akla gelen her yerde tüm işleri robotların yapacağı düşüncesi yayıldı. Tümüyle itaat etmek üzere planlanmış robotlar düşüncesi, başkaldırı potansiyeli olan maymunlardan daha çekici görünüyordu. İlginç olan Westhinghouse’ın ürettiği ilk robot olan Rastus’un zenci bir Amerikalı tarım işçisine benzeyecek biçimde tasarlanmış olmasıydı.

Hakkını aramayan, ücret artışı istemeyen, grev yapmayan işçi düşüncesi kapitalizmin en büyük hayallerinden biridir. İster maymun işçi, ister robot işçi, hiç fark etmez; bunu gerçekleştirme amacından asla vazgeçmeyecektir. Ancak o zamana kadar insan işçileri bu hale getirmeye çalışacaktır. Yapılması gereken insanlıktan çıkmamak ve robota dönüşmemektir.

Yazan: İzge Günal / bilimsoL