Unutulmayacak


Sivas-Katliami-yla-ilgili-sok-iddialar_1331993921Pir Sultan Abdal Şenlikleri kapsamında, aralarında Aziz Nesin’in de bulunduğu pek çok sanatçı ve fikir insanı dönemin Sivas valisi Ahmet Karabilgin’in özel davetlisi olarak bu kente geldi. Kültür Merkezi içindeki karşıt grupla çıkan taşlı sopalı çatışma, polis tarafından fazla büyümeden, zor kullanılarak önlendi.
Binlerce kişiden oluşan karşıt grup, Kültür Merkezi’nden yeniden Hükümet Meydanı’na geldi. Hükümet Konağı’nı taşlamaya ve slogan atmaya başlayan grup ardından Madımak Oteli civarına ulaşarak, slogan atmaya devam etti. Grup önce Madımak Oteli önündeki araçları ateşe verdi ve oteli taşladı. Madımak oteli tutuşturulan perdeler ve alt katta bulunan eşyalarla birlikte yakıldı. Otele sığınmış olan kişilerden, aralarında Asım Bezirci, Nesimi Çimen, Muhlis Akarsu, Metin Altıok ve Hasret Gültekin’in de bulunduğu 35 kişi yanarak veya dumandan boğularak yaşamını yitirdi. Aralarında Aziz Nesin’in de bulunduğu 51 kişi de olaylardan kendi olanaklarıyla, ağır yaralarla kurtuldu. İtfaiye merdiveniyle kurtarılmaya çalışılan Aziz Nesin, merdivendeki görevli tarafından darp edilip, merdivenden itfaiye aracı etrafında toplanan karşıt görüşlü kalabalığa doğru itildi. Başından yaralanan Aziz Nesin’i linç girişiminden araya giren polisler kurtardı. Yaralılar, polis arabalarıyla Tıp Fakültesi Hastanesi`ne götürüldü.
Olaylar sonucunda 33 konuk, 2 otel görevlisi ve 2 gösterici yaşamını yitirdi. Akşam saatlerinde valilikçe ilan edilen ”2 günlük sokağa çıkma yasağı” ile birlikte, güvenlik güçleri şehirde tam bir hakimiyet sağlayabildi.

Kaynak: Wikipedia

Reyhanlı için…


923255_10151562348592789_1431448792_nDiyor ki biri: “Patlamanın şiddetiyle koptu benim kollarım.”
Diğeri diyor ki: “Benimse bacaklarım.”
Öteki: “Şu karşıki duvara yapıştı bak
Vücudumdan savrulan parçalarım.”
Her biriniz az çok okudunuz.
Matematikle haşır neşir oldunuz.
Ne oldu da birden bire sayı saymayı unuttunuz?
Haklısınız.
Bulduğunuz kol ve bacaklardan
Duvarlara yapılmış parçalardan
Ve yıkıntılardan çıkardığınız parçalanmış vücutlardan
Bulunamıyor öldüğü kaç insanın.
Siz “biz kaç ölüyüz?” sorusuna cevap ararken
Biz neden öldüğümüzü bile bilmiyoruz, inanın.
Her zaman gezdiğimiz, her zaman geçtiğimiz yerlerden
Her zamanki gibi geçip giderken…
Birden…
Patladı bombalar.
Çığlıklar, ağlamalar, yalvarmalar…
Bir kargaşa, bir karmaşa, ölümüne.
Birbirimize sorduk: “Öldük mü ne?”
“Nerede kolum, bacağım, elim nerede?”
“Niye çökmüş üzerime bu koca duvar?”
“Neden paramparça bedenim?”
“Söylesenize, ben neredeyim?”
Ambulanslar, sirenler, koşuşturmalar.
Ağlamalar, çığlıklar, yalvarmalar.
Kollarını kaldırıp göklere haykıran ana
Toplamış az önce kendi elleriyle Kollar bacaklar.
Sayılamıyoruz…
Bütün matematik kurallarına inat
Sayılamıyoruz…
Kimisinin sayımızı bilmeye ve bildirmeye niyeti yok, belli.
Sanki birileri bizleri saydırmamaya görevli…
Kimisi, insan olarak saydığı için bizi
Ölümüze de insan değeri vermeye niyetli.
Sayımızı bir tek, biz biliyoruz.
Konuşabilsek, sizlere söylerdik inanın.
Ama söyleyemiyoruz…
Biz,
“Sayılamayan Ölüler.”
Toza toprağa karışmış bedenleriyle
“Reyhanlı’nın Sayılamayan Ölüleri”
Diyoruz ki:
Öldüysek boşu boşuna
Ve bizi yaşanan bir sürü şeyin maliyeti olarak görüyorken birileri. Bulunamayacak nasılsa olayın gerçek failleri.
Belli, yok etmek istediklerinden delilleri.
O yüzden, lütfen
Daha cesetlerimiz bile soğumadan
Daha yerdeki kanımız bile kurumadan
Ne olur unutmayın bizleri.
Çünkü unutulmak bizler için
Bizim gibi boşu boşuna ölmüş
“Sayılamayan Ölüler” için
En beteri…

BU VAHŞET UNUTULMAZ


Srebrenitsa Katliamı ya da Srebrenitsa Soykırımı, 1991-1995 Yugoslavya İç Savaşı (Hırvatistan Savaşı ve Bosna Savaşı)’nda Srpska Cumhuriyeti Ordusu’nun Srebrenica’ya karşı giriştiği Krivaya ’95 Harekâtı esnasında Temmuz 1995′te yaşanan ve en az 8300 Boşnak’ın Bosna-Hersek’in Srebrenitza kentinde general Ratko Mladiç komutasindaki Bosna Sırp ordusu tarafından öldürülmesine verilen addır.
Savaştan önce nüfüsu 24 bin civarı olan kentin nüfusu diğer bölgelerden gelen mülteci göçleriyle 60 bin civarına gelmişti.Artık Srebrenica ‘açlık’ ve ‘hastalıklar’ ile mücadele eden bir ‘toplama kampı’na dönüşmüştü.Müslümanların elindeki silahlar BM Barış Gücü tarafından koruma gerekçesiyle toplanmıştı.
Ratko Mladiç komutasındaki Sırplar Srebrenica’ya olan saldırılarını sıklaştırdıklarında Müslümanlar’ın toplanan silahlarını geri almak için yaptıkları basvuru sorumlu Hollanda komutanı tarafından reddedildi.BM yalnızca iki F16′yı kent üzerinde bir uçuş yaptırmakla yetindi.
Hollandalı askerler bir gece yarısı Bosna’daki BM Barış Gücü komutanı Fransız generalden aldıkları emir doğrultusunda kenti boşalttılar.
11 Temmuz 1995 günü Ratko Mladiç silahlarından arındırılmış kente hiç zorlanmadan girdi.Sonra da Sırp askerler Müslüman Boşnakları yolarda,dağlarda hunharca katlettiler.Sırp katiller cesetlerin kimlikleri tespit edilmesin diye cesetleri parçalayarak sayıları 64′ü bulan toplu mezarlara gömdüler.
Srebrenitsa cennette bir şehrin adıdır.
Sadece toplu mezarlarda açan çiçekler ve sadece o çiçeklere konan kelebekler… İnsanlığını kaybetmiş Avrupa’nın yüz karası bir soykırımı… Bir şehrin neredeyse tamamı, on binden fazla savunmasız insan, binlerce çocuk… Utanabilselerdi eğer insanlığın katledildiği Srebrenitsa’da kimse kalmasa da inadına çiçeklerin ve mavi kelebeklerin gerçeği haykırdığını göreceklerdi. Mavi kelebeklerin ortaya çıkardığı toplu mezarlar efsane değil yüz binlerin tanık olduğu bir mucizeydi. Rabbimiz bazen bir kelebeğin diliyle konuşurdu işte, zulmü zalimin yanına bırakmıyordu… Srebrenitsa’yı ve orda öldürülenlerin ne için öldürüldüğünü unutmayın. Tarih unutanların çektiği acılarla doludur.