ALTIN ÖĞÜTLER


ALTIN KURALLAR – MUTLAKA OKUYUN..

1-Ucuz araba kullan ama, alabileceğin en güzel evi al.

2-Her zaman ve her ortamda anlatabileceğin üç fıkra öğren.

3-Sevinçlerini sakın erteleme.

4-Eşini çok iyi seç. Çünkü bu seçim mutluluğunun veya bedbahtlığını %90’ ını oluşturur.

5-Her gün 30 dakika yürüyüş yap.

6-Her yemekten sonra şükret.

7-Bir arkadaşına sırrını açıklamadan önce iki kere düşün.

8-Maaş çekini imzalayan kişileri asla eleştirme.

9-Kaybedecek şeyi olmayan insanlardan kork.

10-Gözünün önünde hep güzel şeyler bulundur.

11-Çocukların, gelenek sözcüğünü duyduklarında seni hatırlayacak şekilde yaşa.

12-Dinine ait kitabı tam anlamıyla okumak için kendine bir yıl süre tanı.

13-Biri seni kucakladığında ilk bırakan sen olma.

14-Her gün 6 bardak su içmeyi unutma..

15-seni seven insanları koru..

16-Zor da olsa ailenle tatil yapmak için her şeyi dene. Bu tatildeki anılar, hayatındaki en değerli anılardan biri olacak.

17-Kendine yapılmasını istemediğin hiçbir şeyi başkalarına yapma.

18-Başarıya, iç huzura kavuştuğun, sağlıklı olduğun ve sevildiğin zamanı değerlendir.

19-İyi ve başarılı bir evliliğin iki şeye bağlı olduğunu unutma:
a) Doğru insanı bulmak
b) Doğru insan olmak.

20-Ebeveynlerini, eşini ve çocuklarını eleştirmek istediğin zaman dilini ısır.

21-Evliliğini güzelleştirmek için her gün bir şeyler yap.

22-iyilik dolu bir sözü ve iyiliğin etkisini asla küçümseme.

SON SÖZ..
Hayatınızdaki kötü olayları düşünerek vakit kaybetmeyin; Yoksa güzellikleri görmekte gecikebilirsiniz .

Aklıma gelenler


Hayalleri yaşamak o kadar zor ki. Geleceği düşlerken olmazları, belki de hiç olamayacakları ardı ardına sıralayıveriyor da insan beyninde, olacakmış gibi yaşamaya başlıyor herşeyi hayal dünyasında. Gerçekler öyle değil ama. Size tüm bu hayalleri yaşatan kişi günün birinde çekip gidiverince ne kalıyor elinde insanın? Yaşanmamış hayal kırıntıları, mutluluk cesetleri, hayaletler ve umutsuzluk.
Sabahları bazen uyanıp yatakta ezan sesini dinliyorum. Normalde gece uyandığımda döner ve hemen yeniden uykuya dalarım. Ama ezan sesinde hele güzel okuyorsa okuyan, anlaşılmaz bir huzur ve huşu hissi geliyor insanın üzerine. Uyumamak için beyni direniyor ve dinlemek istiyor sonuna kadar. Belki yapamadıklarım geliyor o sırada aklıma, kimbilir? Sanki önümüzde daha çok zaman varmış gibi daha sonra yaparım dediklerim… Bazen yatakta oturup düşüncelere dalıyorum, bazen biter bitmez hemen uyuyakalıyorum. Günlük koşuşturmalar, gün içinde sevinip ya da üzülüp o gece geçtiğinde bir daha hatırlamayacaklarım. Ne çok şeye ne kadar çok önem veriyoruz. Ve ne kadar önemsiz aslında hayat sürecimizde bu anlar. Öfkeler, kibirler, istekler, açlık, ne çok yer tutuyor günlük yaşantımızda. Ve belki de bize çok büyük mutluluklar verecek insanları ne kadar kolay harcıyoruz bir ‘istemiyorum’ sözüyle. Bir anlasak kendimizi, bir anlasak onu, anlaşsak karşımızdakiyle. Ne istediğimizi açıkça anlatabilsek ve aldığımız mutluluğu bırakmasak, salıvermesek. Ya da baştan hiç almasak, üzmesek, hayal kurmasına izin vermesek.

Bazı anlar vardır


Karanlık çöktü. Zaman ne de hızlı geçiyordu. Ebced hesabıyla tam otuz bir yaşına basmıştım. El çekmek anlamına gelen bir yaşta, insan ne yapabilirdi? Ne yapmalıydı? Ne ve yapmak..Her yaşın bir güzelliği varsa, istisnalar kaideyi yüzde kaç ihtimalle bozardı? Bazı geceler yalnız oturmazdım. Goya ve hayaletleri gelirdi. Mübarek perşembe gecesi bugün kesin gelirler, iyi saatte olsunlar da gelsinler. Onun disinda yalnizlik güzel şey. Sadece bazen yanlış devirde olduğumu düşünüyorum. Edison ampulu icat etti mi, edecek mi henüz bilmiyorum. Zaten mucidi o mudur onu da bilmiyorum. Karanlıktayız. Mumlar var. Gece kurtlar iniyor, gündüz elmamdan çıkıyorlar. İmkanım yok ki. İmkan dediğimiz tek kişi kalmış canavar bizim gibiler için. Olsa basayım gideyim ya da istediğim her şeyi yapayım ama yine de kaçmak isteyim yetinemeyim sonra bi ara rahata ereyim, başımı yastığa koyduğumda huzur dolayım mutlu olayım sonra o bile bana çok gelsin elimin tersiyle avcumun içini avuçlarına değdirdiklerimi atayım..İyi olmamak zor şey. Orta çağda da böyle milenyumda da böyle olacak. Taşımak ağır geliyor, yaşadıklarımın detaylarını bir bir hatırlıyorum. Öyle ki gözüm hiçbir şeyi görmüyor. Belki tutunacağım bir dalım olsaydı, belki onun için katlanır her şeyin geçeceğine inanırdım. Ama dalları budadım, kökünden hem de. Çünkü dallarım benden bakım beklediler, ama ben daha köküm kuruyken onları nasıl beslerim. Kökümü ben mi kazıyorum fark etmeden ya da fark ettiğimi sezmeden. Bana her şey basit geliyor, her şey manasız. Sıkıntılarım varken siliyorum herkesi. Ben inciniyorum. İncitmek haddim değil. Hududuma girmeyin, incinmezsiniz diyorum. Uyarıyorum ama dinletemiyorum. Ben bunları daha önce de yaşadım. Ebced hesabıyla çarşıdaki hesabım birbirine tutmuyor. Bunu ben kendim mi seçtim..

Bir insanın hayatında hiçbir şey yapmak istemediği anlar vardır.

Bir insanın hayatında hiçbir şey görmek istemediği anlar vardır..

Bir insanın hayatında hiçbir şey yapamayacak duruma geldiği anlar vardır.

Bir insanın hayatında hiçbir şey olduğu anlar vardır.

Bir insanın hayatında hiçliklerden hiçlik beğenmesi gereken anlar vardır.

girlylunatic

Huzur


Bir gün bir kral, ama halkı tarafından sevilen bir bilge kral, huzuru en güzel resmedecek sanatçıya büyük bir ödül vereceğini ilan etti. Yarışmaya çok sayı da sanatçı katıldı. Günlerce çalışıldı,  birbirinden güzel resimler yapıldı . Sonunda eserleri saraya teslim ettiler. Tablolara bakan kral sadece ikisinden hoşlandı. Ama birini seçmesi için karar vermesi gerekliydi. Resimlerden birisinde sakin bir göl vardı. Göl bir ayna gibi etrafında yükselen dağların görüntüsünü yansıtmaktaydı. Üst tarafta pamuk beyazı bulutlar gökyüzünü süslüyorlardı. Resme kim baktı ise onun mükemmel bir huzur resmi olduğunu düşünüyordu.  Diğer resimde de dağlar vardı. Ama engebeli ve çıplak dağlar.  Üst tarafta öfkeli bir gökyüzünden yağmurlar boşanıyor ve şimşek çakıyordu. Dağın eteklerinde ise köpüklü bir şelale çağıldıyordu. Kısaca resim  hiç de huzurlu görünmüyordu. Fakat kral resme daha dikkatli bakınca,  şelalenin ardında kayalıklardaki çatlaktan çıkan mini minnacık bir çalılık gördü. Çalılığın üstünde ise anne bir kuşun örttüğü bir kuş yuvası görünüyordu. Sertçe akan suyun orta yerinde anne kuş  yuvasını kuruyordu … Harika bir huzur ve sükûn örneği. Ödülü kim kazandı dersiniz.Tabii ki ikinci resim.

Kralın açıklaması şöyle idi: “Huzur hiçbir gürültünün, sıkıntının ya  da zorluğun bulunmadığı yer demek değildir. Huzur bütün bunların içinde bile yüreğimizin sükûn bulabilmesidir.”