HAZAN


2941612-ege-nin-hazan-sabahlari-ndan

Güneşin hergün biraz daha erken battığını farkettiğimizde başlıyor herhalde sonbaharın gelişi. Bazılarımız aldırmazlık içinde saymadan geçirirken günleri, haftaları, ayları; ne yaprakların sararmaya başlaması, ne de güneşin kızıl döngüsü ilgilendiriyor kimimizi. Mevsimler değil yıllar geçiyor oysa hızla. Farkına vardığımızda önünü alamamanın çaresizliği içinde sadece izlemekle yetiniyoruz her akşamüstü ufukta yavaşça süzülüp batan güneşi. Bir gün daha, bir gece daha… Ve akşam ezanı ne hoş ve kentin gürültüsü içinde yankılanarak okunuyor her gün batımında. Hazin. Ve hazan, hazin ve hüzün ile aynı kökten geldiğini düşündürürcesine yavaşça yaklaşıyor her gün batımında, her akşam ezanında.

Aklıma gelenler


Hayalleri yaşamak o kadar zor ki. Geleceği düşlerken olmazları, belki de hiç olamayacakları ardı ardına sıralayıveriyor da insan beyninde, olacakmış gibi yaşamaya başlıyor herşeyi hayal dünyasında. Gerçekler öyle değil ama. Size tüm bu hayalleri yaşatan kişi günün birinde çekip gidiverince ne kalıyor elinde insanın? Yaşanmamış hayal kırıntıları, mutluluk cesetleri, hayaletler ve umutsuzluk.
Sabahları bazen uyanıp yatakta ezan sesini dinliyorum. Normalde gece uyandığımda döner ve hemen yeniden uykuya dalarım. Ama ezan sesinde hele güzel okuyorsa okuyan, anlaşılmaz bir huzur ve huşu hissi geliyor insanın üzerine. Uyumamak için beyni direniyor ve dinlemek istiyor sonuna kadar. Belki yapamadıklarım geliyor o sırada aklıma, kimbilir? Sanki önümüzde daha çok zaman varmış gibi daha sonra yaparım dediklerim… Bazen yatakta oturup düşüncelere dalıyorum, bazen biter bitmez hemen uyuyakalıyorum. Günlük koşuşturmalar, gün içinde sevinip ya da üzülüp o gece geçtiğinde bir daha hatırlamayacaklarım. Ne çok şeye ne kadar çok önem veriyoruz. Ve ne kadar önemsiz aslında hayat sürecimizde bu anlar. Öfkeler, kibirler, istekler, açlık, ne çok yer tutuyor günlük yaşantımızda. Ve belki de bize çok büyük mutluluklar verecek insanları ne kadar kolay harcıyoruz bir ‘istemiyorum’ sözüyle. Bir anlasak kendimizi, bir anlasak onu, anlaşsak karşımızdakiyle. Ne istediğimizi açıkça anlatabilsek ve aldığımız mutluluğu bırakmasak, salıvermesek. Ya da baştan hiç almasak, üzmesek, hayal kurmasına izin vermesek.