TEVEKKÜL


” Hayatta hiçbir şey tesadüf değildir;
Evrende herşey belli düzende ve sebep – sonuç ilişkisi içerisinde yaratılmıştır. Biz insanlar bu yaşananları önceden bilmediğimiz için rastlantı olarak adlandırırız. Tanıştığımız kişiler, bulunduğumuz mekanlar, yediğimiz yemek bile planın birer parçasıdır.
Bazen bir konu hakkında ne yapacağımızı bilemediğimiz bir süreçte; gittiğimiz bir restoranda, bir reklam panosunda veya bir toplantıda duyduğumuz bir cümle, okuduğumuz bir yazı ile kendimizi hiç düşünmediğimiz, işimizi kolaylaştıran bir yolda bulabiliriz.
Evrendeki ahengi anlayabilmeyi ve bu anlayışla hayatın içinde var olmayı hislerimiz ve inancımızla başarabiliriz. Hayatın bize getirdiklerinin bir amaca hizmet ettiğini, her yaşananın nedeni olduğunu kabul etmeyi, inançla ilerlemeyi ve yaşadıklarımızın hayrını görmeyi seçebiliriz. “..

Kimse öyle sanmasın


Hiçbirimiz aptal değiliz, hiçbirimiz saf değiliz. Sadece bazen susuyoruz, bazen görmezden geliyoruz, bazen içimizde eziyoruz. Belki kırmamak, belki kaybetmemek, belki de başka çaremiz olmadığı için… Kırıp dökenlerin, umursamadan ezip geçenlerin ya da sessizliğimize kananların unuttuğu bir şey var. Her insan bir yere kadar eğilebilir, dayanabilir, susabilir. Kaçarken duvarla karşılaşan kedi bile, en son noktada döner, şişinir ve tırnaklarını çıkarır, belki de ilk kez cesaretle saldırır. O yüzden kimse kendini kurnaz sanmasın, kimse kimse kimseyi zavallı ya da çaresiz görmesin, cepte bilmesin. Gerçek bir ahmaklıktır bu. Her şeyden önce ne Allah, ne evren gözden kaçırmaz. Hiçbir şey hiç kimsenin yanında kar kalmaz. Eken, en sonunda ektiğini biçer. Kısa günün karları, garibin sırtından kazanılan ya da aldatılan sevgili… Er ya da geç olması gereken olur ve ilahi adalet, kusursuz düzen yerini bulur..!