Güç sende


imagesSonra birgün durup bakıyorsun kendine. Ne kadar güçlü olduğunu farkediyorsun. Yılların sana neler kattığını, tecrübelerinin herşeyi halledebilecek yetenekler kazandırdığını hissediyorsun. Yanında taşıdığın dostlarına, arkadaşlarına, ailene ve kendine ait sorunların tamamının üstesinden gelebileceğini anlıyorsun. O güne kadar yaşadığın herşey beyninde iz bırakmış, sonra karşına çıkan herhangi bir durumda ne yapabileceğini kulağına fısıldıyor. Kendini güçsüz hissettiğin, sorunların üstesinden gelemiyeceğini, boğulduğunu hissettiğin durumlarda her zaman bir çıkış yolu olduğunu söylüyor iç sesin sana. Sevdiklerin sana güvenebilir evet, çünkü gerektiğinde sen inanılmaz çözümler üretebilen yeteneklere sahip hale geliyorsun.

Yalnız değilsin, ama bir o kadar da yalnızsın şu hayatta. Çevrene baktığında birsürü seni seven, seninle olmaktan keyif alan, ve senin de birlikte olmaktan hoşnut olduğun insan var yaşamında. Ama sen tek başına sorunlara çözüm yaratmak üzere yetişmiş bir savaşçısın. Tabii ki yenilgiler görüyorsun, herşey her zaman senin istediğin gibi gitmiyor. Yaşam çevrende ve sende bir yandan eksilerek, bir yandan artarak ilerliyor.
Her yeni yaş senin duygularının, içinde hissettiğin yaşın değişmediği; ama yeni deneyimlerin, sağduyunun, daha az üzüntünün, daha çok mutluluğun sana katıldığı yaşlar oluyor. Seni yıllar önce çok üzen bir olaya artık gülüp geçebilir halde oluyorsun.

Şunu hiç unutma: Yine yalnızsın, hep yalnızsın. İnsanlık varolduğundan, daha da ötesi, yaşam varolduğundan beri her canlı için bu böyle. Doğduğu andan itibaren her canlı kendisi için, kendi içindeki güçle savaşıyor karşısına çıkan zorluklarla. Çevreden tabii ki destek alıyor, ve çevresine destek veriyor. Ama yoluna hep tek başına devam ediyor. Onun için beynindeki, kalbindeki gücü hissetmek ve güvenmek zorundasın. Güç senin içinde, muhtaç olduğun kudret demiş ya Ata, kendine bakacaksın önce bir dayanak noktası aradığında.

Vücudumuz hakkında bilmediğimiz bazi bilgiler..


 İnsanlarla şempanzelerin vücudunda, santimetrekareye düşen kıl sayısı aynıymış! Ancak bizlerde, bu tüylerin çoğu görünmeyecek kadar ince veya açık renk olduğu için, insanoğlu şempanzelere oranla daha estetik görünüyormuş! İnsan saçı, neredeyse yok edilemez bir malzemeymiş! Saç, soğuk, hava değişimi, su, hatta birçok asit ve kimyasala karşı dayanıklıymış!
Beyin hücreleri Ansiklopedi Britannica’nı n beş katı bilgi depolayabilirlermiş ! Ve bu müthiş insan beyninin yüzde 80’i sudan oluşuyormuş! IQ’nuz ne kadar yüksekse, o kadar çok rüya görürmüşsünüz! Ama rüya görmediğinizi söyleyerek zekanıza hakaret etmeyin, çoğu rüyalar zaten hatırlanmazmış. Midemizdeki asidin gücü o kadar yüksekmiş ki, bir metal jileti bile eritebilirmiş ! (Ama jilet yutup denemeye kalkmamanız, sözüme güvenmeniz daha akıllıca olacaktır!)
Tek yumurta ikizleri hariç, her insanın kendine özgü, farklı bir vücut kokusu varmış… 60 yaşına gelinceye kadar, erkeklerin yüzde 60’ı, kadınlarınsa yüzde 40’ı horlamaya başlarmış! Gözlerimizin büyüklüğü, hayat boyu doğduğumuz günle aynı kalıyormuş, ama kulaklar ve burun hayat boyu büyümeye devam ediyormuş. (Bu benim için iyi bir haber değil!)
Hastalıkların yüzde doksanının (evet sayıyla 90, yazıyla doksan!) oluşma veya ilerleme sebebi stresmiş! İnsanın öksürüğüyle çıkan sıvı ve beraberindeki mikroplar (Iyyy!) saatte 97 kilometre hızla ilerliyormuş! Hapşırık hızıysa saate 160 kilometreye kadar çıkıyormuş! Sabah kalktığımızda akşam yatarkenki halimizden, aşağı yukarı bir santim daha uzun olurmuşuz! (Eklem araları yerçekimi etkisiyle gün boyu daralıyormuş. Yani gün içinde yavaş yavaş çöküyormuşuz!)
İnsan vücudunun en güçlü kası dil, en güçlü kemiği ise çene kemiğiymiş! (Bu konuda kadınlar ve erkekler arasında bir fark olup olmadığı, araştırmada yer almıyor!)
Spor yaparak geliştirdiğiniz bir kasın, sporu bıraktığınızda eski haline dönmesi, o kasın oluşmasından iki kat daha uzun sürüyormuş! Benim gibi lapacılar için cesaret verici! Uyuduğunuz oda ne kadar soğuksa, kabus görme olasılığınız o kadar artarmış!
Gözyaşı ve sümük, birçok bakterinin hücre duvarını kıran özel bir enzim içeriyormuş! Böylece milyonlarca mikrop, göz ve burun kanalından vücuda giremiyormuş. Bu arada insanoğlu, tüm canlıların içinde, duygusal sebeplerle gözyaşı akıtan tek canlıymış!
Bir dahaki sefere kedinizin veya köpeğinizi hüzünden ağladığını iddia etmeyin, tıbben imkansız! Ve son olarak, yarın kendinize dikkat edin, çünkü pazartesi günleri, insanların en çok kalp krizi geçirdiği günmüş! Hafta sonu eğlencesinden sonra işe dönmenin stresinin bu artışın sebebi olabileceği söyleniyor. 

__._,_.___