Sanal’a kaçış


deco_74964829Hayatında değer verdiği insanlardan bir kaç defa darbe yiyen ve umutsuzluğa kapılan insanlar bir başka kaçış yolu buluyorlar: Sanal dünya… Böyle kişileri rahatlıkla tanıyabilirsiniz aslında. Paylaşımları sanki tüm özel hayatlarını ya da iç dünyasını gözler önüne seriyor gibi görünse dahi, aslında dışarıdan görülebilen bir peçeyle kapattıkları gerçek yüzlerinden arta kalan gözleridir. Yalan söylemeyen sadece gözleridir.

Çok rahat arkadaşlıklar kurup sohbet edebilirler uzun uzun. Sanal arkadaşlıklar nasıl olsa dokunmadan, görmeden, hissetmeden yürüyor çünkü. Ancak böyle zararsız kalıyor ilişkiler onlar için. Karşılaşılan hasarı azaltmanın en kolay yolu ilişkileri sanal düzeyde bırakmak. Hiç tanımayacakları insanları belli bir mesafede tutmak güven veriyor çünkü. Tanıma ve yüzyüze gelme, hatta özel birşeyler başlaması ihtimali doğarsa da en kolay yoldan kaçış başlıyor. Kimseyi suçlamamak lâzım aslında bu durumdaki. Insanlar kendilerine bir koruma kalkanı oluşturmaya çalışıyorlar.

Kendini korumaya almış ve sanal arkadaşlar ile sınırlı özel çevre kuranları buradan dışarı çıkarmaya çalışmak da anlamsız. Onlar arıyorlar, biliyorlar, konuşuyorlar, ama dokunmuyorlar. Özel birşey yaşamak korkutuyor. Böyle rahatlar. En azından bir süre. Süreleri dolunca normal ilişkilere, özel hayatlarına korkusuzca dönüyorlar. Belki hesap kapatma, değiştirme ve dondurma da buna dahil. En büyük zarar ve sıkıntıyı ise aslında, bunları izleyip dinleyip sıkıntılarına ortak olmaya çalışan, hatta duygusal bağ kuranlar yaşıyor.

İki tokat için…


lale_bahcesiDelikanlı babasına heyecanla arkadaşlarından bahsediyormuş:
“-Benim arkadaşlarım çok hakikatlidir, beni çok severler. Asla yarı yolda bırakmazlar.”
Babası sakince dinliyormuş. “-Mümkün mü böyle birşey? Yanılıyor olmayasın sakın” diyecek olmuş, ama oğlu:
“-Hayır, hatta benim için ölürler bile” diye karşılık vermiş. Babası:
“-Bak oğlum, iyi dostluklar uzun yıllar geçtikten ve arkadaşını iyice tanıdıktan sonra kurulur” diye konuşmuş. Ama oğlu iddiasında ısrarcı olmuş. Adam:
“-O zaman demiş seninle bir deney yapalım, bakalım gerçekten dediğin gibiler mi, ister misin?”
“-Tamam” demiş oğlu.
Adam gitmiş az ilerdeki sürüden bir koyun seçmiş, oracıkta kesmiş. Sonra koyunu bir çuvala koymuş ve oğluna:
“-Şimdi al bunu git en yakın arkadaşının kapısını çal ve ben bir adam öldürdüm de. Bakalım ne yapacak” demiş.
Oğlan çuvalı sırtına almış akşam vakti, karanlık hafiften çökerken, en yakın arkadaşının evine doğru yola çıkmış. Varınca kapıyı çalmış. Arkadaşı kapıyı aralamış, “-Hayırdır” demiş. Oğlan:
“-Şey,” demiş, “ben bir adam öldürdüm de”, boynudan göğsüne koyunun kanları sızarken çuvaldan. Arkadaşı daha sözünü bitirmeden kapıyı çarpıvermiş yüzüne. Çocuk şaşırmış, tekrar çalmak üzere kapının tokmağına uzanmış, sonra vazgeçmiş. “Amaann” demiş kendi kendine, “nasıl olsa daha birsürü canciğer arkadaşım var, onlara giderim”.
Yola devam etmiş. Biraz ilerleyince geri dönüp bakmış, arkadaşı perdenin aralığından ona bakıyor. Onu görünce hemen perdeyi kapatıp ışıkları söndürmüş. Çocuk çok üzülmüş tabii. Diğer arkadaşlarını da teker teker dolaşmış. Hepsinden de hemen hemen aynı cevapları almış, hiçbiri yardımcı olmak istememiş. Oğlan yorgun argın, umutları kırık ve üzgün bir biçimde geri dönmüş.
Babası onu görünce ne olduğunu anlamış, oğlan da herşeyi anlatmış ona.
“-O zaman” demiş babası, “şimdi 3 sokak ötede benim arkadaşım İsmail ağa var, ona git ve benim gönderdiğimi söyle bakalım ne yapacak”
Çocuk “-Ama gece” diyecek olmuş, babası “-Farketmez” demiş, “-Git sen”
Çaresiz yine sırtlanmış çocuk çuvalı ve yola koyulmuş. İsmail ağa nın evine vardığında bahçe kapısını çalmış. Kapı aralanmış. İsmail ağa çocuğu görünce gece vakti şaşırmış, sormuş neden geldiğini, oğlan da anlatmış kimin oğlu olduğunu ve babasının kendisine yardımcı olması için gönderdiğini. Ardından eklemiş:
“-Ben bir adam öldürdüm de”
İsmail ağa bir çuvala bakmış, bir etrafa kimse varmı diye, sonra oğlanı kolundan tutup içeri çekmiş. Birlikte arkadaki bahçeye gitmişler. Büyükçe bir çukur kazıp çuvalı içine yerleştirmiş ağa, sonra üstünü güzelce toprakla örterek orada bulduğu lale fidanlarını dikmiş. Sonra çocuğa:
“-Geç oldu bu gece gitme evine, yerim var, bende kal” demiş. Çocuk babasının bekleyeceğini söyleyerek kabul etmemiş.
Geri dönüp geldiğinde eve, babasına olan biten herşeyi anlatmış ve “-Sen haklıymışsın, benimkiler gerçek dost değilmiş, dostluğun ne demek olduğunu senin arkadaşında gördüm” demiş. Babası:
“-Dur, daha bitmedi” demiş, “-Yarın sabah İsmail ağa’nın oturduğu kahveye gideceksin ve hiçbirşey söylemeden suratına kuvvetli bir tokat atacaksın. Birşey demezse bir daha ve daha güçlü, yine tepkisi olmazsa daha da güçlü tokat atacaksın suratına” demiş. Oğlan şaşırmış:
“-ama nasıl…” diyecek olmuş, babası susturarak ne diyorsa yapmasını söylemiş.
Ertesi sabah olmuş, oğlan İsmail ağanın oturduğu kahveye gitmiş, babasının dediği gibi hiçbirşey söylemeden yüzüne güçlü bir tokat atmış. İsmail ağa dönmüş, bakmış, sonra sesini çıkarmadan önüne bakmış. Bunun üzerine oğlan öncekinden daha şiddetli bir tokat daha atmış. İsmail ağa yine sesini çıkarmamış. Çocuk üçüncü kez elini kaldırmış, bu defa iyice şiddetli vuracakken İsmail ağa kalkmış ayağa ve elini tutmuş:
“-Bak” demiş, “git babana söyle, İsmail ağa iki tokat için lale bahçesini bozmaz”

Tüm Dostlarıma


Öğrendim ki….
Kimseyi Sizi sevmeye zorlayamazsiniz.
Kendinizi sevilecek insan yapabilirsiniz,
Gerisini karsi tarafa birakirsiniz.

Öğrendim ki…
Güveni gelistirmek yillar aliyor,
Yikmak bir dakika.

Öğrendim ki…
Hayatinda nelere sahip oldugun degil
Kiminle oldugun onemli.

Öğrendim ki….
Kendini en iyilerle kiyaslamak degil
Kendi en iyinle kiyaslamak sonuc getirir.

Öğrendim ki…
İnsanlarin basina ne geldigi degil
O durumda ne yaptiklari onemli.

Öğrendim ki…
Ne kadar küçük dilimlersen dilimle
Her isin iki yüzü var.

Öğrendim ki…
Olmak istedigim İnsan olabilmem
Cok vakit aliyor.

Öğrendim ki…
Bütün sevdiklerinle iyi ayrilman gerek
Hangisi son görüşme olacak bilemiyorsun.

Öğrendim ki…
‘Bittim’ dedigin andan itibaren
Pilinin bitmesine daha cok var.

Öğrendim ki…
Bazi insanlar sizi cok seviyor
Ama bunu nasil gösterecegini bilemiyor.

Öğrendim ki…
Ne kadar ilgi ve ihtimam gösterseniz
Bazilari hic karsilik vermiyor.

Öğrendim ki…
En iyi arkadasla sıkıcı an olmaz.

Öğrendim ki…
Düştüğün anda Seni tekmeleyecegini düşündüklerinden bazilari
Kaldirmak icin elini uzatir.

Öğrendim ki…
İki insan ayni seye bakip
Tamamen farkli seyler görebilir.

Öğrendim ki…
Anlatmak ve yazmak ruhu rahatlatir.

Öğrendim ki…
Duvarda asili diplomalar
İnsani insan yapmaya yetmez.

Öğrendim ki…
Ask kelimesi ne kadar cok kullanilirsa, anlam yükü o kadar azalir.

Öğrendim ki…
Karsisindakini kirmamak ve inanclarini savunmak arasinda cizginin
nereden gectigini bulmak zor.

Öğrendim ki…
Gercek Arkadaslar arasina mesafe girmez.
Gercek Aşklarin da !

Öğrendim ki…
Ne kadar yakin olursa olsunlar
En iyi Arkadaşlar da ara sira üzebilir.
Onlari affetmek gerekir.

Öğrendim ki…
Bazen başkalarini affetmek yetmiyor.
Bazen insanin kendisini affedebilmesi gerekiyor.

Öğrendim ki…
Yüreginiz ne kadar kan ağlarsa ağlasin
Dünya Sizin icin dönmesini durdurmuyor.

Öğrendim ki…
Sevgiyi çabuk kaybediyorsun, pismanligin uzun yillar sürüyor..

Gözler arasındaki ilişkiyi biliyor musun ? Onlar birlikte göz kırparlar, birlikte ağlarlar, her şeyi birlikte görürler ve birlikte uyurlar. Buna rağmen asla birbirlerini görmezler. Arkadaşlık bunun gibi olmalı. Arkadaşsız hayat cehennem gibidir.