AĞITLAR


44026İnsanın içinden fırlayan parçalanma sesleridir ağıtlar. Bazen hüzünlü çıkar, bazen yırtılırcasına göğsünde bir yerler. Bazen sessizce, bazen bir fırtına kopararak. Kah bir şarkıda boy gösterir, kah bir bozkır türküsünde.
Her duyduğumda nelerin yitip gittiğini düşünürüm. O kadar acıdır ki gelen ses, hiçbir şey duymasa da insan hisseder gözlerinden feryat edenin çığlığını.
Bir zılgıt olur kiminde, hep beraber çekilir yana yakıla; kimi zaman da tek başına kimsenin göremeyeceği bir yerlerde yaşanır. Sessizce, iki damla yaş dökülerek.
Birşeyler kaybetmenin hazin öyküsüdür ağıtlar. Yitip gitmiş ve bir daha geri dönmeyeceği düşünülen şeyler içindir. İlle bir insan olması da gerekmez. Evi yanan, işyeri yıkılan insanları düşünün.
Unutmak istememenin öyküsüdür ağıtlar…

‘’Güç…’’


Güç, dünya üzerinde kaç milyar insan varsa herkesin bir şekilde sahip olmak istediği şeydir. Bazıları bunun karın tokluğundan geçtiğini söyler, bazıları paradan, bazıları uyuşturucudan, bazıları aşktan, bazıları seksten, bazıları dualardan… Ben gücün üzülmekten geçtiğini savunanlardanım. Belki de bunu savunan tek kişiyim… Eğer küçükken yeterince üzülmüşseniz o noktadan aşağı indiğinizde karşınıza çıkan kimse sizi üzemez. Eğer yeterince üzüldüyseniz ve bunun üzerine hayatla çok sık sohbet ettiyseniz karşınıza sizi üzmek için çıkan çaresiz ruhlar sizden tek bir söz işitemez. Eğer üzülmeye değer bir hikayeniz varsa size tavsiyem çok sağlam bir şekilde dibe vurmanızdır. Yalnızca bir defa! Dibe vurun ve oradan çıkmak için çabalamayın. Çünkü bir gün size kimsenin hiçbir şey yapamadığını gördüğünüzde acının bir kaldırma kuvveti olduğunu fark edeceksiniz. İşte güç benim ruhumun sınırları içinde budur. Kim bana ne yapabilir? Fiyakalı bir mutsuzluk verecek kadar yakışıklı bir kalbe kim sahip? Kendime mutluluk dilemiyorum, tıpkı kimseye mutluluk bahşetmediğim gibi… Fakat biraz üzüntü isterim. Bu güzel olur. Beni üzecek kadar geniş bir gövdeye sahip, kalbime hüzün dökecek kadar deli bir ruha sahip arsız birini alabilirim içime… İşte bu bana yaşadığımı hissettirir.

    Eğer benim gibi yeterince güçlüysen sana benzeyen insanlara seni üzmeleri için şans verirsin… Ve onlara bağışladığın bu şansı kullanamayacak kadar, seni üzecek kifayete sahip olamayacak kadar zayıf olduklarını gördüğünde; bu kalbini kırmaz. Bırak girsinler yaşamına, kalbine, yatağına, gözlerine, gamzelerine, saçlarına, yollarına… Bu sana hiçbir şey kaybettirmez. Bu seni yalnızca haklı çıkarır. Başından beri bildiğin doğruları kanıtlar. Olman gereken kişiye daha fazla yaklaştığını anlatır sana bu. Bu seni yalnızlaştırmaz, gürültülü kılar… Ve ben sanki, yüzyıllardır süre gelen gürültüme bağımlıyım. İçime eklediğim her yeni gürültüde kendime bir kez daha hayranım. Birkaç ucuz yalana sattığım bombalara, çelik yeleğe, silahlara ve yedek kurşunlara artık ihtiyacım yok. Hiç birini özlemiyor ve istemiyorum. Onlar olmadan da kırılmaz, dökülmez, parçalamaz, yanmaz ve yapışmaz olduğumu kanıtladım kalbime ve Tanrı’nın benden geri aldığı o fotoğrafa… İşte bu yüzden ben cehennemde cayır cayır yandıktan sonra cennete gidip orayı cehenneme çevirecek tek insanım. Bu bahsettiklerim ‘’hiçbir şeye’’ tekabül ediyor. Ve doğruyu söylemek gerekirse günümüzde sahip olduğumuz ‘’hiçbir şey’’ ‘’her şeye’’ denk düşüyor.
    Siz de benim gibi hiçbir şeyseniz, her şeysiniz demektir.
    Afiyet olsun…

Işık Güneş’ ten alıntı

Acı Hatıralar Hafızadan Silinebilir mi?


Şüphesiz herkesin geçmişte kalmış, ‘Keşke yaşanmasaydı’ diyerek unutmak istediği birçok anısı vardır. İşte bu acı yaşanmışlıkların beyinden silinip silinemeyeceği yıllardır bilim adamlarının en önemli araştırma konularından biri.
Ön bellek ve ana bellekten oluşan beynimizde, önemli olmayan bilgiler ön bellekte kayıtlanır. Örneğin bir defaya mahsus gerekli olan bir telefon numarasını ön bellek 10 dakika için depolar ve daha sonra bu bilgi bir daha hatırlanmaz. Önemli bilgilerse ana bellekte depolanır. En son bilgiler en üstte, ilk öğrenilenlerse en altta kayıtlanır ve böylece hafıza katmanları oluşur. En üst katmanda depolanan en son bilgiler daha kolay hatırlanır.

*Travmatik Olaylar Sosyal Hafızada Depolanıyor:
Yaşanan acı hatıralar hem ana belleğe hem de sosyal hafızaya kayıtlanır. Sol prefrontal (önbeyin) bölge psikolojik dünyamızın da merkezidir. Acı hatıralar aynı zamanda sosyal hafızaya da kayıtlandığı için, psikolojik ruh hallerimizi ve davranış tarzlarımızı da yakından etkiler. Bu nedenle travmatik olaylar depresyon, panik atak ya da diğer psikolojik bozukluklara neden olabilir. Bazen de sosyal hafızaya kayıtlanan acı olaylar, ana bellekte çoktan hafıza katmanlarının arasında kaybolup unutulduğu halde bedensel dille hatırlanır. Kişi, geçmişindeki acı travmayı tamamen unutsa bile sosyal hafıza zaman zaman hatırlayabilir. Böylece panik atak ya da diğer psikosomatik bozukluklar ortaya çıkar.

*Acı Hatıralar Davranış Bozukluğuna Yol Açıyor:
Sadece ana belleğe kayıtlanan acı hatıralar, zamanla etkisini kaybedip unutulur, ancak sosyal hafızaya da kayıtlanmışsa bilinçaltı dünyamıza da yerleşmiş olur. Olumsuz sosyal hafıza kayıtları ya sürekli bilinçli üzüntü haline ya da bilinçaltının yönettiği çeşitli davranış bozukluklarına neden olur.

*Psikopatlarda Sosyal Hafıza Çok Zayıf!
Anti sosyal kişilik bozukluğu (psikopat) olanlarda sosyal hafıza çok zayıf olduğu için travmalardan psikolojik etkilenme yaşamazlar. Bu nedenle korkusuz ve duygusuzdurlar.

*Aşk Acısı da Hafızadan Silinebilir mi?
Eğer tıbbi olarak ön frontal lobdaki sosyal hafızayı silmek mümkün olabilirse, travmatik hatıralar hatırlansa bile acı ve üzüntü tablosu yaşanmayabilir. Olay sadece hafızada olmasıyla kalır ve rahatsızlık vermez. Bu başarılabilirse, aşk acıları da tarihe karışmış olacak. Ancak burada unutulmaması gereken husus, acı hatıraların tamamen hafızadan silinmesi değil, acısız hale getirilmesidir.

*Anıları Acısız Hale Getirmek Mümkün mü?
Bu kısmen de olsa mümkündür. Günümüzde bilinç altını temizlemek için hipnoz, EFT, NLP, meditasyon gibi birçok yöntem kullanılıyor ancak bunların etkinliği şüphelidir. Bilinçaltını temizlemede en etkin yöntemin Manyetik Stimülasyon, yani TMS uygulaması olduğu, bu teknikle acı hatıraları kısmen de olsa yatıştırılabildiği belirtiliyor.

*TMS Tedavisi Beyne Zarar Vermiyor
Beynin sol ön bölgesine uygulanan TMS seansları, sosyal hafızayı resetleyerek psikolojik olarak kişiyi rahatsız etmeyecek pozisyona getirmektedir. TMS tedavisinin somut bir tedavi olup, manyetik bir aparat aracılığı ile direkt baş bölgesine uygulanmaktadır.Bu tedavinin beyne zarar vermediğini belirtilmektedir.

Uzman Nörolog Mehmet Yavuz
Reem Nöropsikiyatri Merkezi

Acı


Ve bir kadın, ‘Bize acıdan bahset’ dedi.

Ve o cevap verdi:

‘Acınız, anlayışınızı saklayan kabuğun kırılışıdır.

Nasıl bir meyvenin çekirdeği, kalbi Güneş’i görebilsin diye kabuğunu kırmak zorundaysa, siz de acıyı bilmelisiniz.

Ve eğer kalbinizi, yaşamınızın günlük mucizelerini hayranlıkla izlemek üzere açarsanız, acınızın, neşenizden hiç de daha az harikulade olmadığını göreceksiniz

Ve kırlarınızın üstünden mevsimlerin geçişini kabul ettiğiniz gibi, ayni doğallıkla, kalbinizin mevsimlerini de onaylayacaksınız.

Ve kederinizin kışını da, pencerenizden huzur içinde seyredeceksiniz.

Acılarınızın çoğu sizin tarafından seçilmiştir.

Acınız, aslında içinizdeki doktorun, hasta yanınızı iyileştirmek için sunduğu ‘acı’ ilaçtır.

Doktorunuza güvenin ve verdiği ilacı sessizce ve sakince için;

Çünkü size sert ve haşin de gelse, onun elleri ‘Görülmeyenin şefkatli elleri tarafından yönlendirilir.

Ve size ilacı sunduğu kadeh dudaklarınızı yaksa da, O’nun kutsal gözyaşlarıyla ıslanmış kilden yapılmıştır.’

Halil Cibran