Umut karlı dağların ardında


Ölüm bu,
Fıkara ölümü
Geldim, geliyorum demez.
Ya bir kuşluk vakti, ya akşam üstü,
Ya da seher, mahmurlukta,
Bakarsın, olmuş olacak.
Bir hastan vardı umutsuz,
Hasreti uykularda,
Hasreti soğuk sularda.
Gayrı, iki korku çiçeğidir gözleri,
İki mavi, kocaman korku çiçeği,
Açar, derin kuyularda…

Dağlarının, dağlarının ardı
Nasıl anlatsam…
Ağaçsız, kuşsuz, gölgesiz.
Çırılçıplak,
Vay kurban…
“Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda.”
Yiğitlik, sen cehennem olsan bile
Fedayı kabul etmektir,
Cennet yapabilmek için seni,
Yoksul ve namuslu halka.
Bu’dur ol hikayet,
Ol kara sevda.

Ahmed ARİF (VAY KURBAN)

BEŞ DAKİKA BEKLE GİT


Sen İstinye’de bekle ben buradayım
İçimde köpek gibi havlayan yalnızlığım
Çünkü ben buradayım karanlıktayım
Belki gelmem gelemem beş dakika bekle git

Çünkü elimi kestim beni kan tutuyor
Şarabım bütün ekşi suyum soğuk
Yanımda olmadın mı seni daha bir seviyorum
Belki gelmem gelemem beş dakika bekle git

Yüzünü ıslatmadan ağlayabilir misin
Yarı geceden sonra telefon ettin mi hiç
Karanlık adamlar hüviyetini sordu mu
Ben senin olmadığını arıyorum
Belki gelmem gelemem beş dakika bekle git

Bana ait ne varsa seni korkutuyor
Sana ait ne varsa hiçbiri benim değil
Belki ölmek hakkımı kullanıyorum
Belki gelmem gelemem beş dakika bekle git

ATTİLA İLHAN

The Eagles – Hotel California


Şarkı yaşanmış gerçek bir aşk hikayesi. Bu hikayenin sadece başlangıcını ve gelişmesini şarkıya yansıttılar Don Henley ile Glenn Frey. 1969 yazında hikayenin kahramanı olan adam uzun bir seyahate çıkar.Ve yolu California’dan geçerken dinlenmek için hotel california’yı bulur.Ufak sevimli bir oteldir. Sıcak bir havası vardır. Bir odaya yerleştirilir. Oteldeki ikinci gününde odasının hemen yanındaki odada kalan kızla tanışır. Arkadaş olurlar, birlikte gezmeye başlarlar. Çok fazla zaman geçmeden birbirlerine aşık olurlar, ve tatili hotel california’da birlikte geçirmeye karar verirler. Çok severler birbirlerini, bütün bir yaz hep beraberdirler. Otelin sıcak insanları , sevimliliği sadeliği onları çok etkilemiştir. Unutamayacakları bir yaz yaşarlar. Yazın bitiminde bir karar vermek zorundalardır ayrılık için. Ve şöyle derler ’ Eğer bir sene sonra birbirimizi unutmaz ve yine bu kadar çok sevecek olursak , gelecek yazın ilk gününde (tanıştıkları günü kastederek) otel california’da buluşacağız ’ diyerek sözleşirler. O zamana kadar birbirlerini hiç aramayacaklardır. ( bu aşk bir yaz aşkımı yoksa gerçek bi aşk mı anlamak için yaparlar bunu)… Tam bir sene geçmiştir. Adam sözleştikleri gibi bir sene sonra otelde buluşmak için yola çıkar. Tanıştıkları ilk gündür o gün. Yol uzundur bitmek bilmez adam için. Ve sonunda california’ya varır. Otelin oraya geldiğinde kapkara bir bina bulur.. Otel bir gün önce yanmıştır… Hemen sevdiği kıza haber vermek ister. Onunda gelmiş olabileceğini düşünerek olması muhtemel yerlere bakar. Ancak bulamaz. Ve sonunda çok acı birşey öğrenir ve bu şarkı ortaya çıkar. Acı gerçek ne mi? Sevgilisi süpriz yapmak için bir gün önceden otele gelmiştir. Ve çıkan yangında ölmüştür…

Uzaklarda…


427593_317158675060674_2023071483_nUzaklarda, gözlerinin dalıp gittiği derinliklerde olduğunu bildiğin dostunla, sevdiğinle, canınla paylaşırsın bir şarkıyı bazen. Dinledikçe aklına gelir, bazen bir küçük gülümseme yayılır dudağına, bazen de hüzün dolu bulutlanır gözlerin. Hatırlamak bazı şeyleri insana huzur verir, bazısı yaralamıştır, ciğerini parça parça etmiştir anıların; ama hatırlatır uzaklarda bakıp göremediğin yerler sana onu.

Ağrıtır yüreğini, sanki önündeki suyun derinliklerine dalsan soğuyacaktır içindeki ateş. Ne fayda… Hepsi anıdır, hepsi mutluluk ya da hüzün, sana arta kalan uzaklardan. Düşünürsün, gözün dalıp gider, bakarsın, görmezsin. Hayal edersin, düşünürsün. O vardır bilirsin oralarda bir yerde, ama uzaklarda… Hem sana hem yüreğine… Çok uzak, ama bir o kadar da içinde, derinlerde sana senden yakın gibi durur işte. Dinlersin, ve düşünürsün.

Sevgili Nur Demir e teşekkürlerimle

Hoşçakal


Herkes alışır birilerinin yokluğuna. Kimse, biri gitti diye ölmez. Sen de ölmeyeceksin. Merhaba diyeceksin, kelimelerin buz gibi bir duvara çarpacak, şaşıracaksın ama ölmeyeceksin. Yüzün düşecek gülümsemediği için, ama inan bana ölmeyeceksin. Düşüneceksin düşüneceksin ve kendinde hiç bir kusur bulamayacaksın.

Bazen hiç olmadık bir yerinden kırılır zaman, hiç olmadık bir anda, hiç beklenmedik bir rüzgar eser, uğultu böyle zamanlarda dolanır başında, vursan da duvarlara… Ne duvar vardır ortada ne de kapı kalır çarpacak. Zaten senin ya da onun umrunda olmayacak nefes alıyor olmak; ölüm, böyle zamanların ardından gelirse… İşte bak o çok fena..