Kategori arşivi: Bir Kadına

Bilinen ya da bilinmeyen; üstüne alınmak ta serbest, boşver deyip okuyup geçmek te…

Sabun kokulu kadınlar


Bazı insanları kokularıyla farkeder ve tanırsınız. Öyle belirgin bir kimlik testidir ki bu, hiç kimsenin kokusu bir diğerine benzemez. Çünkü teninin kokusu ile kullandığı parfüm, sabun, ya da banyo malzemesi her neyse birbirine karışır ve o kişinin kendisine has kokusunu ortaya çıkarır.

Kimi öyle hoş gelir ki size, hani koklamaya doyamazsınız denir ya, öyle içinize çeker ve hiç bitmesin istersiniz. .

Benim en sevdiğim koku sabun kokusudur bir kadında.  Ama öyle sıradan bir kadında değil, sevdiğim kadında elbette. Göğsüne dayadığım zaman yüzümü, ya da burnumu boynuna uzattığımda başımı döndürür. Sanırım ki dünyada bir tek onda vardır bu koku. Nasıl kokar bilir misiniz sabun kokan kadın, mis gibi denir ya, aynen öyle. Öpülürken koklanılası kadındır. O benim için parfümü, losyonu değil kendisi mis gibi kokan kadındır. Herhangi bir katkı maddesi içermeden güzel kokar bu kadınlar.  Hayatınızda bir ya da iki kişi denk gelir bu şekilde. kıymetini bilmek lazımdır. Hatta kendilerine aşık ettikleri bir rivayete göre doğrudur. Benim kadar şanslıysanız, ve böyle biri karşınıza çıktıysa, dikkatli olun ve bol bol koklayın böyle bir imkanınız varsa.

Benim kadınım parfümü degil teni guzel kadindir, Vücut losyonu değil teri güzel kadındır, Makyajı değil ruhu güzel olan kadındır.. İyiki benim karşıma çıkmış ve bana kendimi şanslı hissettirmiştir diye düşünürüm.

Kadın yaratılırken


10945528_10152836682807273_5355651671336532446_nTanrı kadını yaratmaya başladığında zaten altı saatten fazla mesai yapmaktaydı.

Bir melek geldi ve sordu:

“Bununla neden bu kadar zaman harcıyorsun ki ???”

Tanrı cevap verdi:

“Data verilerine baktın mı sen??? Bir kere tamamen yıkanabilir olmalı, ama hiç bir parça plastik değil, değiştirilebilir 200 den fazla oynar parçası olacak ve vücudu gerektiğinde diyetkola ve krik-kraklarla beslendiği halde bile çalışabilecek. Kucağında dört çocuğun ayni anda oturabilecekleri kadar yer olacak, öpüşü herşeyi iyi etmeye kadir olmalı – çizilmiş bir dizkapağından kırık bir kalbe kadar – ve bütün bunları da yalnızca iki elini kullanarak yapacak.”

Melek bu kadar talimata şaşırıp kaldı:

“Yalnızca iki el mi!? Ve bu da ‘Standart bir Model de’??? Bu bir günde üstesinden gelebileceğin bir iş değil. Bekle, yarın bitirirsin.”

“Hayır, beklemiyeceğim” diye itiraz etti tanrı. “Bu kreasyonu çok sevdim ve bitirmeme de çok az kaldı. Hatta şimdiden kendi kendisini iyileştirebiliyor ve günde ONSEKİZ saat çalışabiliyor”

Melek biraz yaklaştı ve kadına dokundu,

“Ama onu ne kadar yumuşak yapmışsın, tanrı!”

“O yumuşaktır” diye onayladı tanrı, “ama onu sert’te yaptım. Nelere katlanabileceğini nelerle başetmesi gerektiğini aklına hayaline bile getiremezsin.”

“Düşünnme kabiliyeti olacak mı?”, diye sordu melek.

Tanrı cevap verdi,

“Yalnız düşünmek değil, müzakere edebilecek, karar verebilecek… bir erkekten bile çok daha iyi.”

Meleğin bir şey dikkatini çekti, elini uzattı ve kadının yanağına dokundu.

“Oooo, sanırım bu modelde su kaçıran bir yer unutmuşsun. Dedim sana bu kadar işin bir günde üstesinden gelinmez diye.”

“Bu su kaçıran bir yer değil” diye düzeltti tanrı, “bu bir gözyaşı!”

“Gözyaşı ne işe yarıyor?” diye sordu melek.

Tanrı cevap verdi:

“Gözyaşı kadının acısını, dertlerini, hayal kırıklıklarını, sevgisini, yalnızlığını, endişelerini ve gururunu ifade edebilmesi içindir.”

Melek çok duygulandı.:

“Tanrı sen bir dahisin. Her şeyi düşünmüşsün. Kadınlar hakikaten hayret edilecek bir varlık olmuş.”

“Evet, kadınlar öyledirler. Kadınların kuvveti ve kabileyetleri erkekleri hayrete düşürmektir.”

Onlar her türlü çaresizliğe ve baskıya dayanıklıdırlar, fakat sevinci, sevgiyi ve saadeti de içlerinde barındırırlar. Avaz avaz bağırmak istedikleri vakit gülümserler. Ağlamak istediklerinde şarkılar söylerler. Mutlu olduklarında ağlarlar ve kızgınlıklarında gülümserler. İnandıkları şey uğruna savaşırlar. Haksızlıklara baş kaldırırlar. “Hayır”ı kabul etmezler, eğer bunun yerine başka daha iyi bir cevap verilebiliyorsa. Korkan bir arkadaşı doktora götürürler. Ve koşulsuz severler.

Çocukları inanılmaz başarılara ulaşınca ağlarlar ve dostları mükafatlandırılınca taşkınca neşelenirler. Bir doğum ya da bir evlilik haberi onları sonsuz sevindirir. Bir dostları öldüğünde kalpleri çıt diye kırılır. Bir aile ferdinin kaybolmasına üzülürler. Hiç bir çıkış yolu olmadığını bildikleri halde yine de kuvvetlidirler ve cesaretlerinden bir şey kaybetmezler. Ve bir öpücüğün ve bir sarılışın kırık bir kalbi hemen iyileştirebileceğini bilirler

Her boyda, renkte ve şekilde kadın vardır. Seni ne kadar düşündüklerini sana gösterebilmek için sana doğru yürürler, koşarlar, uçarlar. Kadının kalbi dünyayı güzel ve yaşanabilir bir yer yapar. Onlar sevinç, neşe, sevgi ve ümidi beraberlerinde getirirler. Duygusaldırlar ve idealleri vardır.

Daima dostlarının ve ailelerinin yanındadırlar ve onlara sürekli manevi destek sağlarlar. Kadınların söyleyecek çok önemli şeyleri vardır ve her şeyi vermek üzere yapılmışlardır.

Neyse … eğer kadınların bir tek kusuru varsa o da ne kadar kıymetli olduklarını unutmuş olmaları…

Bir kadın


tumblr_nd6blvBjtP1s66blco1_500bir kadın seni seviyorsa sana aittir.
mutlaka bir fotoğrafın vardır bir yerinde odasının… onu kaldırtma!
bir kadın seni seviyorsa uyumadan önce dua ediyordur… senin adınla başlayan dualar… ve biten senin adınla… onu susturma!
bir kadın seni seviyorsa sana zarar veremez… yalnız genç adam, kadınlar vazgeçtikleri adamlara da acımayı beceremez bu da kalsın aklında…
bir kadın seni seviyorsa koklayarak öper seni,
seni seven bir kadın, sevdiği kadar sarılabilirse kemiklerin kırılır.
ve bir kadın seni seviyorsa sen ne kadar güçlüysen o kadar güçlü hisseder kendini, onu yanıltma.

ilk darbede yere çakılma oğlum,
ilk imtihanda sınıfta kalma!
ve asla,
ama asla!
araya umutsuzluğu sokma.
orasıdır kadının şah damarı, umudu…
kesildiği an, vazgeçer kadın.
sevmekten,
beklemekten,
özlemekten,
hatta dua etmekten…
can havliyle, kaçar.
yakalayamazsın.
artık o kadını üstüne alınamazsın.
sahip çıkamadığın kadına hesap da soramazsın.
kadınları bomba gibi düşün genç adam… yanlış kabloyu kesersen onunla birlikte sen de patlarsın.

bak oğlum!
bu hayatta her şeyi alırsın, yalnız seni seven kadının yoktur fiyatı.
seni her şeye rağmen sevebilen kadını satın alamazsın,
cüzdanın kilo kaybettikçe, sevgileri eksilen sevgililerin olur en fazla…
falan filan sonra,
bilirsin ya…

sen sen ol, o kadını satma!
bir kadın seni seviyorsa kavga eder.
hem birazdan boğazına yapışacak sanırsın, hem görürsün gözlerindeki korkuyu.

kadınlar susmaz genç adam,
SUSMUŞ KADIN GİTMİŞ KADINDIR.
susmuş bir kadın için bitmiş bir adamsındır.

bu kadınların değişmez ve değiştirilmesi teklif bile edilemez olan maddelerinden biridir.
kadın olmanın kuralıdır..
bir şey daha vardır ki,

kuştur kadın,
ve bir gökyüzü vardır her kadının.
öyle bir havan olmalı ki adamım,senden göçmediği için, onu dondurmamalısın.
bunu, bir zamanlar seni gökyüzü ilan etmiş kadının, başka bir gökyüzünde kahkaha atışını duyunca anlarsın…

Senden ala şiir var mı?


“..ve bence; ahmaklık olan, sana şiir yazmamaktır.

Sen Aysel’den güzelsin.
Piraye’den, Müjgan’dan..
Daha masumsun Berfin’den ve dağ çiçeklerinden.
Bütün kadınlardan – erkeklerden..
Yeryüzünden, gökyüzünden.
Benim diyen en muhteşem renkten.
Yeşilinden ilkbaharın, sonbaharın sarısından, dibi gözüken denizin berrak mavisinden..
Hatta serçelerden pencereme konan.
Çocukluğumdan.
Sen öyle güzelsin ki,
Bir peygamberi doğurmuş gibi, kutsallaşıyorum sana baktıkça ben.
Sana baktıkça, inanıyorum;
Mucizelere, kahramanlara..
Mümkün oluyor her şey,
Her şey yasallaşıyor.
Dünyanın en çirkin cümlesi bile, içine senin adın dahil edildiğinde beyaz güller gibi asilleşiyor.
Adını yazmak istiyorum Çin Seddi’nin her bir köşesine.
Eyfel’in zirvesinde bağırmak adını.
Adından ala şiir var mı ?!
Bu yüzden ben, oluverdim bu gezegenin en fiyakalı şairi..
Yaşamayı sevdiriyor bana, bir sabah omuz çukurlarından öperek uyanmanın hayali..
Zor, dar, kısa, kirli zamanlarda ellerini düşlüyorum.
Ellerinin ellerime dokunuşu güçlendirecek, arındıracak, kurtaracak beni.
Senden ala şiir mi var ey göğümün içinde gizlenen tanrının en muhteşem eseri ?
Sen öyle büsbütün,
Öyle tamam,
Öyle eksizsin ki;
Seni yazmamak, sana yazmamak ahmaklık değil mi ?”

Nursen Yıldırım

Güçlü Kadınlar


Güçlü kadınlar istiyoruz. Güçlü ve cesaretli. Bizimle korkmadan sevişebilecek kadınlar istiyoruz. Bizim için başkasını öldürecek kadar korkusuz kadınlar. Şehirlerini, evlerini, şarkılarını terk edecek kadınlar. Sonra onları hayatı boyunca bir şiir bile ezbere bilmeyen korkak kadınlar için terk ediyoruz. O korkak kadınlara bir aşık, bir köle oluyor bir de utanmadan mutlu oluyoruz.

Güçlü kadınların sonu hep yalnızlık.

Aşk varsa


“Sizin de eliniz ayağınız birbirine dolanmaz mı âşık olduğunuzda… Sabahın kör vakitlerinde ne yapacağınızı bilmez halde yatağınızda debelenip durmaz mısınız aşk varsa…. Aşk girdiği her yüreği darmadağın eder, kimi zaman bir uçurtmaya takılıp gökyüzünde uçarsınız umarsızca, kimi zaman saat tik takları arasında bir telefon sesine muhtaç, oturursunuz anlamsızca, bir ayrılık vaktinde sancılanır ruhunuz kalakalırsınız, ne yağmurlarda ıslanmak rahatlatır sizi ne de arkadaşlara sığınmak, onsuz nasıl nefes aldığınıza şaşarsınız üstelik… ” M.Coşkundeniz

Bir kadının…


Bir kadının dudaklarında değildir aşk.
Bedeninde hiç değildir.
Aşk kadının göz kapaklarındadır.
Kadın göz kapaklarında saklar o adamı.
Ne kadar yanarsa yansın canı ağlayamaz bazen.
Sımsıkı yumar gözlerini.
… Adam hep orda kalır.
Kadın asla bırakmaz adamı.
Kadın asla vazgeçmez ondan.

Özdemir ASAF

Bir kadının alnı dudaklarından daha değerlidir. Çünkü dudaklarından dökülecek olan ‘seni seviyorum’ sözü, Önceden alnına yazılmıştır…

KIZILCIĞIMA..


Ne güzel şey seni yeniden hatırlamak. Etimde soğuk, kara saplı bir bıçak gibi değil, hasret ateşinde dövülmüş sımsıcak bir demir gibi. Ne güzel şey hatırlamak seni, bunca kalabalıkta ve bunca yorgunluklarımın içinde. Hem de yaşım kırkı geçmiş iken, hem de elin elimde olmadan.

Gece ceylanlara su vermeye çıktığımda bahçede bir ses duydum ve o sese doğru kulak kabarttım. Sonra sırt üstü çimenlere uzandım. Kara kedi gibiydi karanlık. Sanki Karadeniz bağırıyordu beni. Bir an ürperdim. Vefalı toprağımın feryadını duydum. Babaannemi bile hatırladım nedense. Sonra dizlerime kadar suya girdim, denize ağ atmak için. Arkamı döndüğümde ise kıyıda çıplak ayaklı sarışın bir çocuk ağlamaktaydı sanki. Yanımda ise ipini koparmış boş bir balıkçı kayığı bir martı ölüsü gibi sallanmaktaydı suyun üzerinde. Uzandım ama tutamadım. Gitti – gidiyor suyun getirdiği yere. Gidiyor parçalanmak için karşı kayalıklara.

İşte böyle sevgilim. Dün gece uzakta kuytu bir yerden sesler geldi bana. Yoksa ne dersin sevgilim, bu uğultu eski sevgiliyi bana getiren rüzgar mıydı?

Son sözüm, yutkunuşum, nar tanem; Maddi manevi kayıplarım oldu, hatta zaman zaman sağlığımı kaybettiğim de oldu. Ama bağımsız yaşamama, güzel günlere ve de en önemlisi sana güvenimi kaybetmedim hiçbir zaman. Artık yaşanmışlıkları olgunlukla karşılıyorum bir tanem. Ölmeye pek niyetim yok ve hatta bencil ve sevgisiz insanlara inat yaşamakta ayak direyeceğimi de söylemiştim sana. Düşmanım da yok ama günün birinde halden bilmez, namussuz biri tarafından öldürülebilirim de. Çünkü söylediğim gibi hayatın içinde her şey var. Olsun, ben yine de yaşamakta devam edeceğim yanı başında. Çünkü ben senin her yanı çiçek açmış yemişlerle dolu fidana benzeyen güzel yüzüne hasret yaşayamam.

Volkan Konak

Kadınların kendini kanatma kabiliyeti


726510_detayKadınlar neden bu kadar sever suçluluk duymayı? “Eğitim seviyesi, yaşam şekli, siyasi fikri ya da kılık kıyafeti ne olursa olsun, her kesimden, hatta dünyanın her yerinden kadının ortak paydası nedir?” diye sorsalar, tereddütsüz biliyorum cevabı: KKKK. Açılımı: Kadınların Kendini Kanatma Kabiliyeti. Ellerimizde cımbızlar, uçları sivri, tek tek çıkarırız kusurlarımızı, eksiklerimizi; yaralarımıza büyüteçle bakmakta yok üstümüze. Kendi kendimizin en amansız ve en acımasız eleştirmeniyiz nedense. Deşer ve açarız ince ince neşterle. İhtiyacımız yok başkasının tenkidine; çünkü zaten içten içe çok daha beterini söylemekteyiz nefsimize. Aynaya bakar, evvela “çirkin yanları” görürüz. Kilo mu almışız, kıyafet mi yakışmamış, makyaj mı olmamış… Anında bunları fark ederiz.

Yaralı ve önyargılı bir nazardır kadın bakış açısı. İster kendimizi ister hemcinslerimizi inceleyelim, “kabahatler”i görürüz evvela ve ekseriya. Güzellikler ertelene ertelene kalır gene bir başka sonbahara.
Nedendir bir türlü yetemeyişimiz, yetinemeyişimiz? Beklentilerimiz ve gerçekleştirdiklerimiz, mevcutlar ve olmasını arzu ettiklerimiz arasında kapanmayan bir mesafe durur; dipsiz bir kuyu açılır. Bundandır ikide bir boşluğa düşmemiz.
.
.
Peki öyleyse neden biz kadınlar irili ufaklı her konudan kendimize özeleştiri sebepleri devşirmekteyiz? Ellerimizde suçluluk çiçekleri, toplamışız oradan buradan; güzel kokmasalar da ne gam, buketlerimiz rengarenk, taşıyoruz sebatla. Ta fi tarihinde gerçekleşmiş bir hadiseden bugün yaşanan ufacık bir meseleye kadar her alanda suçluluk duymak için bir neden bulabiliriz rahatlıkla.
Vaziyet böyle olunca kendi aramızdaki sohbetler de etkileniyor ruh halimizden. Erkeklerin sohbetleri çok daha çeşitli ve ilerlemeci. Bizde ise muhabbet genelde çemberler içre çemberler çizmekte. Aynı hususları her seferinde taze bir şevkle işlemekteyiz.
.
.
Mark Twain’in sevdiğim bir sözü var. Diyor ki: “Ben 14 yaşımdayken babamın cahil olduğunu zannederdim. Dayanamazdım yakınında durmaya. 21 yaşıma basınca bir de baktım peder ne çok şey biliyor, ne çok şey öğrenmiş yedi senede!”
Önyargılanyla dalga geçer yazar. Babası değildir zira değişen, kendisidir. Kendi bakış açısı. İnsanın nefsiyle dalga geçebilmesi bir meziyettir. Lakin ifrata kaçarsak, meziyet olur eziyet. Gelin hatunlar bu kadar didiklemeyelim, yaralamayalım kendimizi.

Elif Şafak

8 Mart Kadınlar gününüz kutlu olsun


tumblr_mj180ejsfW1rssyo6o3_400• 12 Haziran 2011 Genel Seçimleri’nde Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki koltukların ancak % 14.3’ü kadınlar tarafından doldurulabildi.
• Hükümette 25 erkek, 1 kadın bakan bulunmakta.
• Türkiye’de 2898 erkek belediye başkanı, 26 kadın belediye başkanı bulunmakta.
• 80 erkek vali, 1 kadın vali görev yapmakta.
• 98 erkek rektör, 5 kadın rektör bulunmakta.
• 185 büyükelçiden sadece 21’i kadın.
• 34145 erkek muhtar, 65 kadın muhtar bulunmaktadır.
• Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu’nda, Yargıtay’da ve Sayıştay’da ise hiç kadın yok.
• DİSK, TÜRKİŞ, HAK-İŞ, KAMU-SEN, MEMUR-SEN, TOBB, MÜSİAD, TZOB, TESK yönetim kurullarında da kadın üye bulunmamaktadır.

Ayrıca;
– Türkiye’de çalışan kadın sayısı: 6,7 milyon.
– Kadın işsizlik oranı: %13
– Türkiye’de kadın istihdam oranı: %24
– Türkiye’de kadınlarda kayıt dışı çalışma oranı: %58. Yani çalışan kadınların yarısının sosyal güvencesi yok.

Ve yine;
– Üst düzey yöneticilerin (genel müdür düzeyi) %23’ü kadın, %77’si erkektir.
– Orta düzey yöneticilerin (müdür düzeyi) % 22’si kadın % 78’i erkektir.
– Alt düzey yöneticilerin (şef düzeyi) %21’i kadın, %79’u erkektir.
– Üst düzey yönetici kadın oranı özelde % 22,8 iken, devlette % 6,8’dir.

Ama en kötüsü de;
• Türkiye’de resmi rakamlar, son yedi ayda 226 kadının öldürüldüğünü, 478 kadının tecavüze, 722 kadının tacize uğradığını gösteriyor.
• 6 bin 423 kadın ise aile içi şiddet nedeniyle hastaneye başvurmuştur.
• Verilere göre, kadına yönelik cinsel saldırı suçlarında son beş yılda yüzde 30 artış meydana gelmiştir.
• Emniyet Genel Müdürlüğü’nün resmi kayıtlarına göre, Şubat 2010- Ağustos 2011 arasındaki 19 ayda 78 bin 488 aile içi şiddet vakası yaşandı. Bu da, kayıtlara geçen haliyle her 10 dakikada bir aile içi şiddet olayının yaşandığı anlamına geliyor.
• Resmi rakamlara göre, 2006’da 663; 2007’de 1011; 2008’de 806; 2009’un ilk altı ayında 950 kadın öldürüldü.
• Yılda yaklaşık 2000 boşanma başvurusunun yapıldığı İstanbul’da başvuruların yüzde 85’inin nedeni ‘şiddet’.
• Adalet Bakanlığı’nın verilerine göre, Türkiye’de kadınlara yönelik cinayet oranı son istatistiklere göre, 2002 ile 2009 yılları arasında yüzde 1400 artış gösterdi.
• 2007’deki verilere göre her üç kadından biri fiziksel şiddet görüyor. Kocalarından boşanmış kadınların fiziksel şiddet deneyimi yüzde 78.
• Sadece cinsel şiddete maruz kalanların oranı yüzde 15.
• Kentte kadına yönelik fiziksel şiddet oranı yüzde 38, kırsal kesimde yüzde 43.
• 2011’de koruma talep ettiği, savcılığa veya polise şikayette bulunduğu halde ya da sığınma evlerine yerleştirildiği halde 11 kadın öldürüldü, 3 kadın ağır yaralandı.
• 2011’de tecavüz vakaları yine basına az yansıyan haberlerdendi. Buna rağmen, 102 kadın ve 59 kız çocuğunun tecavüze uğraması basında yer buldu.

Yine de Türkiye de siz kadınların, emekçi ya da değil, hepinizin günü kutlu olsun. Sizi anlıyoruz…

Kaynak: KADER, TİSK, TÜİK