Sözler, yeminler, oyunlar


En ağırından puslu bir hava çöküyor omuzlarına değil mi? Bulutlar binmiş sanki sırtına. Gözlerin ağırlaştı, uyumak istiyorsun ama günlerdir uyumuşsun zaten, bir anlam veremiyorsun bu bitkin haline. Sözler ağır geliyor, miden bulanıyor, kramp giriyor karnına belki de. Bıkkınlık ile bırakamama, vazgeçememe arasında çaresizlik kıvranmaları yaşıyor ruhun.

Sözler verilmeli, yeminler edilmeli belki ama uyulmayacak olduktan sonra tüm bunların bir oyundan fazla ne önemi var. Oyun oynamaksa zekası yettiği ölçüde oynar herkes oyununu. Yıllarca, aylarca gördüklerine, duyduklarına inanamadan denersin karşındakini acaba gerçek mi bu olanlar, samimi mi söylediklerinde, yaptıklarında diye. Sonra bakarsın ki sonu gelmiyor, tüm çabaların beyhude, bir kez sana göre hata olan bir şeyi yapan, tüm uyarmalarına, tatlı dille söylemene, kavgalarına rağmen bir daha, bir daha yapıyor. Çünkü yapacağı şeye, belki de sana göre yapması gereken şeye inanmaması en büyük problem. Yemin etse ne olur, söz verse ne olur ona inanmadıktan sonra. Günün birinde bir yerden patlak verip çöküyor temeli çürük olan herşey. Aklında farklı birşeyler varsa, planları, istekleri farklıysa ilerisi için, beklentileri ve amacı farklıysa ne kadar süre kendini gizleyip oyunu sürdürebilir bir insan. Oyun oynamak o kadar kolay ki aslında her iki taraf için de, ama kendi çapında, kendi zekası kadar sürdürebiliyor oyununu her oyuncu. Mesele oyunlara başvurmadan neysen o kalıbında sürdürmek , karşısındakini de neyse o kalıbında kabul etmek değil mi zaten en uzun süren birliktekilerin temeli. Kim kimden daha fazla saklayabilir kendini, yaptıklarını, düşüncelerini diye çabalamak değil ki amaç.

Düşündükçe midesine ağırlık basan, bulanan, hiçbirşey yapmak istemediği bir gün geçirmek istemez ki kimse. Hava sıcak, ağır, düşünceler daha ağır basıyorsa kurtulmak gerek bu havadan. Kimse kimseye mecbur değil, cin olmadan adam çarpmaya çalışmaya gerek yok. Ortak yaşamanın karşılıklı fedakarlıklar demek olduğunu, kimsenin bencilce davranmaması gerektiğini, sürekli bir kişinin verici, diğerinin hep bana tarzında alıcı olacağı bir birliktelik türünün olamayacağını anlaması gerek insanların. Yoksa herkes kaybedecek bu oyunda, bunun farkına varmalı.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s