Sorgulamadan gözlemleme


Değerli arkadaşım Prof.Dr. Yankı Yazgan’ın bir değerlendirmesinden alıntıladığım bölümleri paylaşmak istiyorum:

“Herhangi bir değerlendirme yapmaksızın, bir hüküm vermeksizin yaşananı sadece fark edebilmek anlamında kullanılan ‘mindfulness’ (Türkçesi ile ilgili değişik öneriler var, ‘farkındalık’ en sık kullanılan, bir de ‘ayrımsama’) bir yerde Doğu kökenli meditasyon uygulamalarının bir parçasıyken, bambaşka bir yerde hayatı anlamak için hiç bir veriyi reddetmeden gözlemenin ve izlemenin bir aracı olarak kullanılır.

Acı ya da sıkıntı verici olaylardan bakışlarımızı kaçırmak, farkındalığımızın dışında tutmaya çalışmak doğal bir kaçınma ve rahat etme aracı gibi gelebilir. Oysa, sıkıntı ya da üzüntü verici bir yaşantıya, tam odaklandığınızda, o yaşantıyı işimize gelmeyen yanlarını süzmeksizin anlamaya ve gözlemeye çalıştığımızda acı vericiliğinin azaldığını hissedebiliriz. Bu olayın niteliği değiştiği için değil, durumun geçiciliğini fark ederek, geçmesini bekleyebilmemiz ve acıya da geçici olduğu için daha iyi dayanabilmemiz sayesinde olur. ‘Bu da geçer ya Hu’ deyimindekine benzer bir geçicilik algısı baskıya ve acıya dayanabilme gücünü verir.

Bilimsel perspektif, bir araştırmaya başlarken konuyu deneyselleştiren bir cümle  (bir hipotez) kurmaya ve gözlemlerden elde ettiği bilgiyle kendi hipotezini desteklemeyen verileri arayıp bulmaya dayanır.

Bilimsel perspektifin popüler olamaması doğasındadır. Bir başka açıdan bizim doğamızdadır. Bilimin yöntemi bizden doğal eğilimimize aykırı davranış bekler. Zira, doğal (‘el değmemiş’) davranışsal eğilimimiz kendi müthiş hipotezimizi destekleyecek ve inandığımıza ters düşmeyecek verileri çevremizden seçip almaya, kalanını süzgeçten geçirmemeye yeminlidir adeta.  Haklı çıkmak için her şeyi yapan ‘doğal’ (bilimsel düşünüşten payı verilmemiş) zihin yapımız, her durum için verilerin bir kısmını kullanıp kalanını görmezden gelerek ikna edici (ve bilimsel araştırmaların bazılarından elde edilmiş verileri de içeren) bir açıklama bulabilir.

Dünyaya karşımıza ne çıkarsa görmek ve incelemek (ve bir süreliğine de olsa öylece ‘kabullenmek’) üzere baktığımızda, kalıcı olanı görebilir, rahatsız edici ya da korkutucu olanların o hallerinin bekleyebildiğimiz ve dayanabildiğimiz ölçüde öylece geçip gittiğini fark ederiz.

Bir ‘farkındalık’ egzersizini dünya işine siyasete karışmadan kendi kendine yapmak isterseniz, sağ elinizin avuç içini açıp 60 saniye inceleyin. Daha önce görmediğiniz dağlar, ırmaklar, yollara bakarak başlayın. Sonra kafanızı kaldırıp gökyüzüne, yanınızda yatan çocuğunuzun sırtına dikkatlice bakın. Gördüğünüz hiç bir şeyi görmezden gelmeden, hatta bir kenara yazarak. O zaman farkındalık üstünlüğü sizde olur.”

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s