Köy Enstitüleri

Posted on


Harita1Kuruluşları günümüzden 74 yıl öncesine uzanan ve Demokrat Parti döneminde kapatılan Köy Enstitüleri, aradan onlarca yıl geçmiş olmasına rağmen halen şu ya da bu vesileyle tartışma gündemine gelen konulardan biridir.

Osmanlı’nın mirası üzerinde hayata gözlerini açan Türkiye Cumhuriyeti, nüfusun yüzde seksenini köylülüğün oluşturduğu ve üretimi de ağırlıklı olarak bu kesimin gerçekleştirdiği bir nesnel zeminde kurulmuştu. Osmanlı’da başından sopanın eksik edilmediği köylülük, devlet açısından en başta iki şey ifade ediyordu: vergi kaynağı ve asker deposu.

1930’lar, dünyayı sarsan 1929 krizinin etkilerinin yoğun olarak hissedildiği yıllardı. Tüm dünyada içe kapanmaya yol açan bu kriz, ülkelerin ekonomik politikalarında da belirgin bir değişimi beraberinde getirecekti. Krizin dayattığı kendine yeterli tarımsal üretimi sağlama zorunluluğu, Türkiye’de de temel üretici sınıf konumundaki köylünün rolünü bir kat daha arttıracaktı. Son derece geri bir teknikle gerçekleştirilen tarımsal üretimi, verimli hale getirerek pazar için üretim düzeyine yükseltmek zorunluydu.

1931 yılındaki CHP kurultayında, II. Meşrutiyetin ilanının (1908) ardından İttihat ve Terakki Cemiyetince kurulan ve cumhuriyet döneminde de varlıklarını sürdüren Türk Ocaklarının kapatılması ve yerine Halkevlerinin kurulması kararı alınmıştı Bunu takiben, bu kurumlar 1932 yılında yurt çapında faaliyete başladılar. Bu kurumların kuruluşuyla devletin denetimi dışındaki pek çok kurum ve dernek de (Muallimler Derneği, Türk Kadınlar Cemiyeti vb.) kapatılarak Halkevlerine bağlandı.

1940’lara gelinmesine rağmen Türkiye’de hâlâ nüfusun dörtte üçü köylerde yaşıyor ve ülkede okuma-yazma bilenlerin oranı yüzde yirmiyi geçmiyordu. Köylerin ezici bir çoğunluğunda öğretmen yoktu. Köylere gönderilen kentli öğretmenler buralarda birkaç ay kalıp ilk fırsatta kaçıyorlardı. İşte kurulması planlanan Köy Enstitülerinin buna da çare olacağı düşünülüyordu.

1936’da “köy eğitmeni” yetiştirmek üzere bir uygulama başlatılmıştı. Bu uygulamada, askerliğini çavuş olarak yapmış köylü gençlere altı aylık bir eğitimin ardından “köy eğitmeni” unvanı verilerek bunlar köy okullarında görevlendirilmeye başlanıyordu. Köy eğitmenlerine, köylüye tarım konusunda öncülük etmeleri beklentisiyle, bulundukları bölgede toprak, tarım araçları, hayvan ve tohum da veriliyordu. Bu uygulamanın yararlı sonuçlar vermesi Köy Enstitülerinin kuruluşunu hızlandırmıştı.

1937’de deneme mahiyetinde üç köy eğitmen okulu açıldı. Bu okullar Eskişehir Çifteler, İzmir Kızılçullu ve Kastamonu Gölköy’de kurulmuştu. Üç yıllık bir deneme süresinin ardından, 17 Nisan 1940’ta çıkartılan bir kanunla bu okullar Köy Enstitülerine dönüştürüldü ve 17 Köy Enstitüsünün daha açılması kararlaştırıldı. Bu dönemde Hasan Âli Yücel milli eğitim bakanı, İsmail Hakkı Tonguç ise ilköğretim genel müdürüydü. Eğitim süreleri beş yıl olarak saptanan Köy Enstitülerine, beş yıllık ilköğrenimi bitiren ya da üç yıllık ilköğrenimi tamamlayıp iki yıl daha bu okullarda hazırlık öğrenimi görecek kız ve erkek köylü çocuklar öğrenci olarak alınacaktı. Her bir okul, belirlenmiş çevre illeri kapsayan bir bölgeden öğrenci alabilecekti.

indirEnstitüleri inşa etme görevi tümüyle köylüye ve buralarda eğitim görecek öğrencilere yüklenmişti. Civar köylerden eğitilmek üzere toplanan çocuklar, dağlardan sular taşıyarak, yemeklerini kendileri yaparak, yollar ve köprüler kurarak, eğitim binaları, yurtlar, aşevleri, işlikler inşa ettiler.

Enstitülerde teorik derslerle pratik derslerin eşit ağırlıklı olarak görüldüğü bir eğitim programı uygulanıyordu. Okutulan derslerin yarısını genel kültür ve meslek dersleri, diğer yarısını ise uygulamalı tarım ve teknik (ev ve el işleri, demircilik, vs.) dersleri oluşturuyordu. Öğrencilere, yılda sadece bir buçuk ay, o da nöbetleşe olarak “tatil” yapma hakkı tanınıyordu.

Köy Enstitülerinden mezun olan öğrenciler, mümkünse kendi köylerine, değilse en yakın köye öğretmen olarak atanacak, kendisine bir ev ve toprak verilecekti. Köylerde eğitim verecek bu öğretmenlerin 20 yıl zorunlu hizmet yükümlülüğü bulunuyordu. 1948’e gelindiğinde, o zamana dek kurulan 21 Köy Enstitüsünden, toplam 20 bin öğrenci mezun olmuştu. Bunlardan 17 bini öğretmen, eğitmen ve teknik eleman, 3 bini ise sağlık memuruydu.toplu_muzik.9110021

Ayrıca 1942’de Ankara Hasanoğlan Köy Enstitüsüne, başarılı mezunların sınavla alınacakları ve üç yıl eğitim görecekleri bir yüksek köy enstitüsü de eklenmişti. Toplam 204 mezun veren bu enstitü 1947’de CHP iktidarı altında kapatılacak ve yeni milli eğitim bakanı R. Şemsettin Sirer’in önderliğinde gerçekleştirilen bu hamle enstitülerin kaderinin de belirlendiği bir dönüm noktası teşkil edecekti. 1950’de Demokrat Partinin iktidara gelmesinin ardından Köy Enstitülerinin ders programları klasik öğretmen okullarının programlarıyla birleştirildi ve 1954 yılında bu kurumlar tümüyle kapatıldı.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s